|
Matematik ve
Müzik Üzerine
Makaleler....
1.
Dinlediği müzik
çocuğun
karakterini
etkiliyor
2.
MATEMATİK ve
MÜZİK İLİŞKİSİ
3.
MATEMATİK ve
MÜZİK
Uzmanlar müziğin
çocuk
gelişiminde çok
önemli bir yere
sahip olduğuna
dikkat çekiyor.
İyi müzik,
çocuğu sakin,
uyumlu ve sosyal
yaparken,
karmaşık ve
düzensiz
melodiler
agresif olmasına
neden olabiliyor
..
Günümüzde
bebekler henüz
anne
karnındayken
müzikle
tanışıyor. Diğer
yandan uzmanlar
çocuğa sürekli
dinletilen
müziğin kaliteli
olması
gerektiğine
dikkat çekiyor.
Peki insanın
yaşamına bu
kadar erken
giren müzik
kavramının
çocuğun
gelişimini
üzerinde nasıl
etkileri var?
Marmara
Üniversitesi
Atatürk Eğitim
Fakültesi Müzik
Eğitimi Anabilim
Dalı Öğretim
Üyesi Yrd. Doç.
Dr. Tülin
Malkoç, yapılan
araştırmalara
göre, bebeklerin
anne karnında
müziğe göre
hareketlendiklerinin
gözlendiğini
söylüyor ve
ekliyor: "Bu
konu ile uğraşan
uzmanlar,
bebeğin doğumdan
üç ay öncesinden
itibaren müziği
dinlediklerini
söylüyor. O
dönemde beyin
sünger gibi her
uyarıyı alıyor.
Anne karnından
itibaren müzik
dinlemek,
bebeğin algılama
gücünü
artırıyor.
Müziğin
rahatlatıcı
etkisi ile
bebekler sakin
ve daha huzurlu
olabiliyor."
Çocuğa
dinletilen
müziğin
kalitesine
dikkat çeken
Tülin Malkoç, "Konfüçyüs'den
itibaren birçok
düşünür, duyulan
seslerin insanın
karakterini
şekillendirdiğini
söylemiştir,"
diyor: "İyi
müzik çocuğu
daha uyumlu,
sakin ve sosyal
kılar. Çocuğa
entelektüel alt
yapı oluşturur.
Onu daha
yaratıcı yapar.
Düzensiz sesli,
karmaşık veya
inleten
melodiler bebeği
huzursuz ve
agresif
yapabilmektedir.
İyi ve doğru
müzik dinleyen
çocuklar
toplumda
duyarlı, atak,
çözümleyici,
paylaşımcı,
doğru algılayan,
seçici bireyler
olarak
yetişmektedir.
Ayrıca öğrenme
kapasiteleri de
gelişir." "Peki
kaliteli müzik
sadece klasik
müzik midir?"
diye sorduğumuz
Malkoç bunu da
şöyle
yanıtlıyor:
"Kaliteli
müzikte amaç,
düzen duygusu
veren, dengeli
ve uyumlu armoni
ile biçimlenmiş
müziklerdir.
Klasik dönem
müziklerinde,
özellikle
Mozart'ın
eserlerinde
büyük bir düzen
vardır.
Adeta bir
kompozisyon gibi
giriş, gelişme,
sonuç bölümleri
bulunur.
Melodiler akılda
kalıcıdır ve
armoniler uyumlu
seslerden
oluşmuştur.
İnsanı
dinlendirir.
Mozart
müziklerinin
matematiksel ve
duygusal zekâya
katkısının
olduğu
bilinmektedir.
Çocuklar için
seçtiğimiz
müziklerin,
kulağı
tırmalamayan,
temposu çok
hızlı olmayan,
armonilerin en
iyi (uyumlu)
örneklerini
içeren müzikler
olmasına dikkat
etmeliyiz. Bu
anlamda, farklı
müzik türlerinin
(klasik, barok,
romantik, caz,
vs.) çocuklar
için yazılmış
güzel örnekleri
bulunmaktadır.
Dünya müzik
literatürünün
seçkin
örnekleri,
çocuklara
rahatlıkla
dinletilebilir."
EĞİTİMLE
GELİŞTİRİLİR
Çocuğun müzik
konusundaki
yeteneğinin
melodi ve ritmi
tekrar etmesiyle
anlaşılabileceğini
söyleyen Malkoç,
doğru müzik
eğitiminin
çocuğu
geliştireceğini
belirtiyor:
"Müzik eğitimini
önemseyen bir
aile, çocuğun
kapasitesine
göre yeteneğini
geliştirmek için
uğraşır. Müzik
eğitiminin
önemsenmediği
ailelerde ise
çocuğun özel
yeteneği varsa
da bu yetenek,
zamanla körelir.
Bazen de yetenek
doğuştandır,
önemsendiğinde
harika çocuklar
yetiştirilir."
Ancak yetenekli
olsun olmasın,
her çocuğun
kesinlikle müzik
eğitimi alması
gerektiğini
belirten Malkoç
bunu şöyle
açıklıyor:
"Müzik eğitimi
alan çocukların
daha başarılı
olduğu
ispatlanmıştır.
Karşılaştıkları
problemlerle
uğraşırken daha
sakin ve
çözümleyici,
analiz edici,
orijinal
fikirlerle
destekleyici,
yaratıcı
oldukları
gözlenmiştir."
Müzik ve zekâ
arasında da
önemli bir
bağlantı
bulunduğunu
söyleyen Malkoç,
ritim
duygusunun,
büyük oranda
bedensel devinim
ile bağdaştığını
belirtiyor ve
devam ediyor:
"Bedensel
devinim ise bir
çocuğun
zekâsının
gelişimi için
çok önemlidir.
Müzikteki ritmi
yakalayan
çocuğun vücut
koordinasyonu
çok iyi gelişir.
Müziğin
algılanması
yoluyla doğru
hareket, doğru
yaklaşım, doğru
bilinç ve
algılamada
gelişim
gerçekleşir.
Vücuttaki birçok
denge unsuru
sağlamlaşır. Bu
şekilde
Gardner'in çoklu
zekâ kuramı
içinde yer alan
müziksel zekâ,
kinestetik
(hareket ile
ilgili) zekâ ve
matematiksel
zekâ alanları
birbirleriyle
uyumlu bir
biçimde
geliştirilmektedir."
NESLİHAN TUNÇ www.matematikgeometri.com
MATEMATİK ve
MÜZİK İLİŞKİSİ
Aslında
matematik ve
müzik
birbirinden ayrı
terimler gibi
görünüyor olsa
da aralarında
güçlü bir ilişki
vardır.
Matematik
olmadan müzik
düzgün olamazdı
çünkü nota
değerleri
bilinmez ritim
tutturulamazdı.Bundan
dolayı eğer
müziğe ilgimiz
varsa ilk önce
matematiğe de
ilgi
duymalıyız.Müzik
değerine nasıl
biliyorsak
matematiğe de
aynı değeri
vermeliyiz.Çünkü
her şeyin
temelinde başka
bir şey olduğu
gibi müziğin
temelinde de
matematik
vardır. Bundan
dolayı eğer
müzik yapmayı
enstrüman
çalmayı
seviyorsak ilk
önce matematiği
de sevmeliyiz.
Matematik ve
müzik, bilimin
ve sanatın iki
elemanıdır.
Matematik
"doğru" olan,
müzik ise
"güzel" olandır.
Müzik, nedensiz
bir şekilde
insanı harekete
geçirmede
etkilidir,
matematik ise
nedensiz bir
şekilde doğayı
harekete
geçirmede
etkilidir
Müziğin armonik
yapısı
matematikseldir.
Sadece
matematikseldir
demek yanlıştır
ancak belirli
kurallara bağlı
olarak
biçimlendirilir.
Müzikte yapılan
çeşitli
çalışmalarda
altın oranın
kompozisyonlarda
melodik, ritmik
veya dinamik
olarak belirli
bir orana göre
oluşturulduğu
görülmüştür.
Mozart'ında
altın oranı
kullanıp
kullanmadığına
dair çeşitli
görüşler vardır.
John F.Putz'a
göre Mozart'ın
eserleri bir
dahi işidir ve
sayılarla
oynamayı seven
birisinin
işidir. O'na
göre Mozart
altın oranı
biliyordu ve
eserlerinde
kullanmıştır
Müzik ile
bilişsel
aktivitelerin
gelişimi
konusunda
yıllardır
çeşitli
araştırmalar
yapılmıştır.
Ancak medya
tarafından ençok
ilgi gören
araştırma
1993'te "Mozart
Etkisi" (Mozart
Effect) olarak
duyurulmuş ve
çok dikkat
çekmiştir.
Araştırma
Frances Rauscher
tarafından
yürütülmüştür.
Amerika'da
Psikoloji
bölümünde okuyan
38 öğrenciye 10
dakika süre ile
Mozart'ın iki
piyano için
yazdığı Re Maj.
Piyano Sonatı
(K.V.448)
dinlettirilmiştir.
Daha sonra
öğrencilere üç
boyutlu düşünme
testi
uygulanmıştır.
Sonuçta, kontrol
grubuna kıyasla
Mozart dinleyen
gruptan 8-9 puan
daha yüksek
sonuçlar elde
edilmiştir.
Müzik ile üç
boyutlu düşünme
arasındaki
ilişki o dönemde
ortaya
atılmıştır.
Sonuçlar
açıklandıktan
sonra
araştırmacılardan
birisi olan
teorik fizikçi
Gordon Shaw
Mozart müziğinin
beyne jimnastik
yaptırdığını öne
sürmüştür ve
şöyle demiştir :
" Karmaşık
yapılı müziğin
matematik ve
satranç gibi
ileri düzey
beyin
etkinlikleri ile
ilgisi olan
belli karmaşık
sinirsel
örgütler
arasındaki
iletişimi
kolaylaştırdığına
inanıyoruz.
Bunun aksine
basit ve tekrara
dayanan müziğin
karşıt bir etki
yapabileceğini
düşünüyoruz. " (Campbell,2002:
25-26).
1996 yılında
Avustralya'da
yapılan bir
çalışmada okul
öncesi dönemi
çocuklara 10 ay
boyunca haftada
1 saat müzik
eğitimi
verilmiştir.
Verilen eğitimin
matematik
yetenekleri
üzerindeki
etkisi
incelenmiştir.
Çocukların
Matematik
Yetenekleri Test
of Early
Mathematics
Ability (TEMA-2)
ile
değerlendirilmiştir.
Sonuçta müzik
eğitimi alan
gruptan daha
yüksek sonuçlar
elde edilmiştir.
(Geoghegan&Mitchelmore,
1996) www.matematikgeometri.com
T.Pappas’ın “Yaşayan
Matematik”
isimli kitabının
önsözünde şunlar
yazılıdır:
“Matematikten
duyulan zevk bir
şeyi ilk kez
keşfetme
deneyimine
benzer. Çocuksu
bir hayranlık ve
şaşkınlık insanı
sarar. Bu
deneyimi bir kez
yaşadıktan
sonra, bu
duyguyu
unutamazsınız.
Bu duygu, ilk
kez mikroskoba
bakıp da daha
önce çevrenizde
her zaman var
olan ama,
göremediğiniz
şeyleri
gördüğünüz anki
kadar heyecan
vericidir.”
( www.genbilim.com )
Gerçekten de matematiğin estetik çekiciliğine
tamamen
duyarsız, aydın
bir insan bulmak
biraz zordur.
Matematiksel
güzelliği
tanımlamak çok
güç olabilir
fakat bu güçlük
her tür güzellik
konusunda
geçerlidir.
Sadece düşüncede var olan olayların nerelerde
uygulama alanı
bulabileceği
hiçbir zaman
önceden tahmin
edilemez. Bu
nedenledir ki
matematikçiler,
yapılan
çalışmaları
estetik yönden
değerlendirmekte,
eserlerde bir
sanatçı
titizliği ile
güzellik ve
zarafet
aramaktadırlar.
İşte bunun için
matematik –
müzik ilişkisini
bir magazin
popülaritesi
içinde sunmaya
çalışacağız.
Orta çağda eğitim programlarında müzik,
matematik ve
astronomi ile
aynı grupta yer
alırdı.
Matematik ve
müzik ilişkisi,
günümüzde
bilgisayarlar
aracılığı ile
devam
etmektedir.
Matematiğin müzik üzerindeki etkisini müzik
parçalarının
yazımında
görebiliriz. Bir
müzik parçasında
ritim ( 4:4 lük
, 3:4 lük gibi
), belirli bir
ölçüye göre
vuruş birlik,
ikilik, dörtlük,
sekizlik,
onaltılık, ...
gibi notalar
bulunur. Belirli
bir ritimde,
değişik
uzunluktaki
notalar, belirli
bir ölçüye
uydurulur. Her
ölçünün ise
değişik
uzunluktaki
notaları
kullanan belirli
sayıda vuruştan
oluştuğu
görülür.
Pisagor ( M.Ö. 580- 500 ) ve onun düşüncesini
taşıyanlar
sesin, çekilen
telin uzunluğuna
bağlı olduğunu
fark ederek,
müzikte armoni
ile tamsayılar
arasındaki
ilişkiyi
kurmuşlardır.
Uzunlukları
tamsayı
oranlarında olan
gergin tellerin
de armonik
sesler verdiği
görülmüştür.
Gerçektende
çekilen tellerin
her armonik
bileşimi
tamsayıların
oranı olarak
gösterilebilir.
Örneğin, do
sesini çıkaran
bir telin
uzunluğunun
16/15’i si
sesini verirken
6/5’i ise la
sesi; 4/3’ü sol
sesini; 3/2’si
fa sesini; 8/5’i
mi sesini;
16/9’u ise re
sesini verir.
Görüldüğü gibi iki notayı bir arada duymak,
iki frekansı ya
da iki sayıyı ve
bu iki sayı
arasındaki oranı
algılamaktan
başka bir şey
değildir. Demek
ki armoni
sorunu, iki
sayının oranını
seçme sorununa
eşdeğerdir.
Müzik, gizli bir
aritmetik
alıştırmasıdır
diyen Leibniz’in
haklılığı ortaya
çıkıyor.
Müziği, belli kurallara uygun olarak
oluşturulmuş
basit birtakım
seslerin
birbirlerini
izlemesinden
oluşan cümleler
topluluğu olarak
tanımlayabiliriz.
Bu kurallar,
matematikte
mantık
kurallarına
karşılık
gelirler.
Bir çok müzik aletinin biçiminin matematiksel
kavramlarla
ilgili olduğunu
belirtirsek
şaşırmazsınız
herhalde.
Örneğin,
aşağıdaki
şekilde x >=
0 (x büyük eşit
0) için y =
2x (y eşit 2
üzeri x
)eğrisinin
grafiği çizilmiş
olup telli ya da
üflemeli
çalgıların
biçimleri bu
üstel eğrinin
biçimine benzer.
x=0 için y=1, x=1 için y=2
Müzikal seslerin niteliğinin incelenmesi 19.
yüzyılda
matematikçi J.Fourier
tarafından
yapılmıştır.
Fourier, müzik
aleti ve
insandan çıkan
bütün müzikal
seslerin
matematiksel
ifadelerle
tanımlanabileceğini
ve bunun da
periyodik sinüs
fonksiyonları
ile
olabileceğini
ispatlamıştır.
Bir çok müzik aleti yapımcısı, yaptığı
aletlerin
periyodik ses
grafiğini, bu
aletler için
ideal olan
grafikle
karşılaştırır.
Yine elektronik
müzik kayıtları
da periyodik
grafiklerle
yakından
ilişkilidir.
Görüldüğü gibi
bir müzik
parçasının
üretilmesinde
matematikçilerle
müzikçilerin
birlikteliği çok
önemlidir.
Matematik – müzik ilişkisinin bir başka
özelliğini
ortaya
çıkarabilmek
için matematikte
ve mimaride çok
sık kullanılan
bir orandan söz
etmek istiyorum.
Uzunluğu L olan bir [AB] doğru parçasını ele
alalım ve bunun
uzunlukları a
ve b olan iki
parçaya
ayıralım. Eğer
a / b = L / a
yani, a / b
= (a + b) / a
eşitliği
gerçekleniyorsa,
bu bölmeye [AB]
doğru parçasının
altın bölümü adı
verilir. a / b
oranına da ALTIN
ORAN denir.
Şimdi a / b =
(a + b) / a
denklemini
a/b=(a/a)+(b/a)
olarak düzenler
ve x = a/ b
dersek, ilgili
denklem x=1+(1/x)
denklemine
dönüşür.Bulunan
en son
denklemde
yeniden
düzenlenirse
x2
-
x
-
1=0
şekline gelir. Bu denklemin
pozitif kökü
(1 +kök 5) / 2
= 1.618’dir.
Şimdi yeniden müziğe dönelim. İnsan kulağı
için en uyumlu
aralığın 8/5
frekans
oranındaki major
6’lı olduğu
bilinmektedir.
Bu oranın
yukarıda
bulduğumuz altın
orana çok yakın
bir oran
olduğunu
görüyoruz.
Bana göre müziğin matematikten farklı tarafı,
bazı göz
kamaştırıcı
tuzaklar
kullanarak,
insanları
büyüleyebilmesidir.
Halbuki
matematik bunu
yapmaz. Russell
bunu şöyle
özetliyor: “İyi
bakıldığı zaman
matematik sadece
doğruyu değil
yüksek bir
güzelliği de
içerir.
Matematik bu
güzelliklere
bürünmek için
insan
doğasındaki
zayıflıklara
başvurmaz; resim
ve müziğin göz
kamaştırıcı
tuzaklarını da
kullanmaz.”
Matematiğin müziğe kıyasla önemli tarafı
şudur: Müzikal
bir parçanın
içerdiği estetik
unsurun müzik
eğitimi almayan
kimseler
tarafından
anlaşılabilmesine
karşılık, bir
matematiksel
teoride
dinleyici veya
okuyucunun tüm
mantık
zincirlerini
izlemesi
zorunluluğu
vardır. Hatta
içerdiği estetik
unsuru da
sezebilmesi
gerekir.
Şüphesiz matematiğin de müzik gibi
kompozitörleri
ve virtüözleri
vardır diyor
hocamız Cahit
Arf.
Kompozitörler,
teorileri
kuranlar;
virtüözler de
teorileri gerçek
manada anlayarak
ifade
edebilenler ve
hissettirebilenlerdir.
Yazımızı, ünlü ressam Leonardo Da Vinci’nin şu
sözleri ile
noktalamak
istiyorum:
“Matematiksel
açıklamalar ve
yöntemler
kullanılmadan
yapılan hiçbir
araştırmaya
bilimsel
denemez.”
Kaynak:
Prof. Dr. Cihan
Orhan
www.matematikgeometri.com
|