|
GEOMETRİ Tarihi
Üzerine
Makaleler
|
GEOMETRİNİN
TARİHÇESİ (Müslümanların
geometriye katkısı da göz önüne alınmış,ortaokul ve
lise öğrencileri için ideal)
Bilim tarihi içinde matematiksel gelişmelerin yeri
ve önemi çok büyüktür. Matematiğin orjinini
oluşturan iki temel alan vardır: Aritmetik ve
Geometri.
Geometri uzayın ve uzayda tasarlanabilen biçimlerin,
kurallara uyularak incelenmesini konu alan matematik
dalıdır. Etimolojik olarak "geometri" kelimesi,
dünya'nın ölçümü anlamına gelir. Geometri çok eski
çağlardan beri vardır. Ancak geometri ismi, bu ilmin
ilk sistematik hale gelmeye başladığı Eski
Yunanlılardan bu yana kullanılmaya başlanmıştır. Bu
bilim dalı başlangıçta, düzlemdeki ve uzaydaki
şekillerin incelenmesini konu edindi. Söz konusu
şekiller somut nesnelerden türemelerine rağmen,
geometri, deneysel yöntemlerin kullanımını çok erken
terk etti. Bunun tersine, şekilleri gerçek
nesnelerin ideal biçimine indirgemeye çalıştı
(parçaları olmayan nokta; bütün noktalarında kendine
benzeyen doğru). Öte yandan geometri, gözlemi de
ölçmeyi de kullanmayan postulatlar (koyutlar) ve
sonuçlarla işleyen bir kanıtlama biçimine başvurdu.
Yüzölçümü hesaplamak istenen bir tarlanın çizgisel
taslağından tutun da gök cisimlerinin yörüngelerinin
saptanmasına, haritalara, planlara, coğrafyada
kullanılan ölçeklere, makine yapımına, mimarlığa
varıncaya kadar, geometri bilgisinin mutlaka gerekli
olduğu alan pek çok ve geniştir. Bugünde
kullandığımız mühendis kelimesi Arapça’da “hendese
bilen” anlamına gelir ki hendese geometrinin bir
diğer ismidir.
Geometrinin “yer ölçme” (geo: yer, metr: ölçüm)
anlamı aslında tarihin derinliklerinde geometrinin
taşıdığı anlamdır. İnsanoğlu toprak ile
karşılaştığında ondan yararlanmaya, ona sahip olmaya
başlamıştır. İlk medeniyetin beşiği sayılan Nil
Vadisi’nde Temmuz ve Ağustos aylarında Nil nehri
taşar ve en dar yeri 7 km, en geniş yeri 40 km olan
yatağını alüvyonlu topraklarla örter. Böylece arazi
üzerindeki hudutları bir bakıma siler. Ardından
araziyi işlemek isteyenler arasında “burası senindi,
burası benimdi” kavgaları olurdu. Bu probleme
kalıcı bir çözüm bulmak hayli zor ve zaman alıcı
olmuştur. Nihayet gökyüzündeki yıldızların
oluşturduğu üçgen, dörtgen, ... gibi şekiller arazi
üzerine çizildi. Ve bunların sahipleri tespit
edilerek karışıklıklara son verildi.. Böylece ilk
geometri konuları da ele alınmış oldu. Bu gayretler
devam ettikçe geometri gelişmiştir.
İlk geometrilerin tümü, kendi doğası nedeniyle
sezgiseldir. Bunlar daha çok ilk insanların
çevresinde görülen doğal şekillerdir. Bu geometriler
daha çok görsel türdedir. İkinci olarak şekillerin
ölçülmesi aşaması gelir.
Eski Mısır'da görülen geometri bilgileri, yüzey ve
hacim hesapları olarak karşımıza çıkmaktadır.
Mısırlılar, kare ve dikdörtgen alanlarını, doğru bir
şekilde hesaplayabiliyorlardı. Düzgün olmayan bir
yüzeyin planını ise, dörtgenleştirme yoluyla elde
ediyorlardı. Üçgen alanı bilgisinden hareket ederek
de, yamuğun alanını elde ediyorlardı.
Dörtgenlerin ve üçgenlerin ölçülmesi ilk kez
Mısır’da Ahmes’in (İ.Ö.1550) papirüsünde görülür. Bu
papirüs İ.Ö.1580 tarihinden önce yazılmıştır. b
tabanlı ve h yükseklikli ikiz kenar üçgenin alanının
bh/2 olduğu verilmiştir. Yine aynı papirüste d çaplı
bir dairenin alanının (d-d/9)2 yazımına eşdeğer
olduğu yazılmıştır. Bu yazımlara göre pi sayısı
yaklaşık olarak 3.1605 dolaylarındadır. Bu formül
geometrik şekilden yaklaşık olarak elde edilmiştir.
Mısırlılar'ın; üç boyutlu cisimlerden; silindir,
koni, piramit, dikdörtgen prizma ve kesik prizma
hacimlerini de bildikleri anlaşılmaktadır. Kesik
piramidin hacminin hesaplanması, zamanın geometrisi
için son derece önem taşımaktadır. Ord.Prof.Dr.Aydın
Sayılı; Mısırlılarda ve Mezopotamyalılarda
Matematik, Astronomi ve Tıp adlı eserinde konu ile
ilgili geniş bilgi verdikten sonra şunları yazar: "Mısırlılar'ın,
aritmetiklerinde olduğu gibi geometri problemlerinin
çözümünde de, tamamıyla somut özel hallerin ele
alınmasından ileri gidilmiyor. Karşılaşılan bütün
örneklerde ortak bir vasıf Mısır geometrisinde genel
formül kavramının mevcut olmayışıdır. Zihinde bir
nevi genel formül fikri ve belli genellemeler vardı.
Açı geometrisi mevcut değildi. Bunun yanında Doğru
geometrisi gelişmiş durumdaydı." Burada doğru
geometrisi ile ölçü için; sadece doğruları kullanan
ve açı kavramına başvurmayan bir geometri
kastedilmektedir. Alan ve hacim hesapları,
doğruların yardımıyla yapılmaktadır. En, boy, taban,
dikme, köşegen, çap ve çevre, hem ölçülebilen, hem
de ölçüde aracı rolünü kullanıyordu. Bugünkü
ifadeyle; 45 derecenin, bazı trigonometrik
özelliklerini de bildikleri anlaşılmaktadır.
Burada akla şöyle bir soru gelmektedir; Mısırlılar,
ilkel geometri bilgisi diyebileceğimiz, ama bugünkü
geometrinin temel bilgilerini, hangi ihtiyaçları
sonucu ortaya koymuşlardır?
Başta da belirttiğimiz gibi Nil Nehrinin belli
aralıklarla taşması sonucu silinen arazi
hudutlarının tekrar belirlenmesi amacıyla bir
ihtiyaç olarak doğmuştur. Mısır mezar lahitlerinin,
piramitlerin, tahta işlerinin estetik bakımdan
üstünlük sağlaması, hem çalışmaların ihtiyacından
doğmuş ve hem de zaman için var olan ölçü tekniği
ile basit de olsa bu ölçülerin hesaplama tekniğinin
kısmen ileri derecede olması geometrinin
temellerinin oluşmasında katkı sağlamıştır.
Zamanımıza kadar ulaşmış tabletlerin
değerlendirilmesi sonucu Mezopotamya matematiği
hakkında bilgiler elde edilmektedir. Bu tabletler
bilim tarihinde; Susa, Vatikan 8512, Tell Halman,
Plimpor 322, British Museum 85114 ve Elam tabletleri
şeklinde adlandırılmıştır. Bugün, Thales Teoremi
olarak bilinen teoremin varlığı, Thales'ten (batı
felsefesinin ilk filozofu) 1700 yıl ve Öklid'ten
2000 yıl kadar önce biliniyordu. Aydın Sayılı; adı
geçen eserinde, Susa tabletlerine dayanarak Thales
Teoremlerinin nasıl ortaya çıktığını belirtir. Bu
teoremlerin, Öklid tarafından bilindiğini ve
Elementler adlı eserinin, 6. ve 8. teoremler olarak
açıklandığını yazar. Kaynaklardan şu sonucu
çıkarmaktayız. Bugünkü klasik geometri veya Eski
Yunan geometrisinin temsilcileri olarak görülen,
Thales, Pisagor ve Öklid'e dayalı geometri
bilgilerinin temelinde Mezopotamya matematiği
bulunmaktadır. Başka bir ifade ile Mezopotamyalılar
tarafından, bu geometri bilgileri, eski Yunan
matematikçilerinden, çok önceki yıllarda bilinmekte
olduğu anlaşılmaktadır.
Thales’e atfolunan bilgiler, aslında, Mezopotamya
geometrisine dayanmaktadır. O bilgiler şunlardır:
1. Thales Teoremi:
a. Benzer dik üçgenlerde (veya iki üçgenin
açıları eşitse) kenar uzunlukları oranları eşittir (Öklid,
Geometrinin Unsurları, VI, 4)
b. Bir dik üçgende, dik açının tepe noktasından
hipotenüse indirilen dikmenin iki tarafında kalan
iki üçgen birbirine ve asıl üçgene benzer
üçgenlerdir (Öklid, Geometrinin Unsurları, VI, 8).
2. Çapı gören çevre açısı bir dik açıdır.
Çap, çemberi iki eşit kısma böler.
3. Bir ikizkenar üçgende, taban açılarının
eğimleri eşittir.
4. Thales, tıpkı Mezopotamya’da olduğu gibi,
açı yerine, ancak dik açıya dayanarak, eğimleri göz
önünde bulundurmuştur; ve, ‘eşit açılar’a ‘benzer
açılar’ adını vermiştir; dairede ise çapı gören dik
açıyı söz konusu etmiştir; ikizkenar üçgende ‘taban
açılarının eşitliği’ yerine ‘taban açılarının
eğimlerinin eşitliğini düşünmüştür. Ters açıların
eşit olduğunu fark etmiştir.
5. Birer kenarı ile ikişer açıları eşit olan
üçgenler eşittir.
Kaynaklar geometri konusunda şu bilgileri de
vermektedir. Çemberi de, ilk önce 360 dereceye
Mezopotamyalılar'ın ayırdığı, bu geleneğin
Mezopotamya menşeli olup Yunanlılara,
Mezopotamyalılar'dan geçtiği bilinmektedir. Kesik
piramidin hacminin ortaya konması ve ispatlanması
geometride önemli bir yer tutar. Mezopotamyalılar,
kesik piramit hacmine ek olarak, piramit hacim
formülünü de bilmiş olmaları gerekiyor.
Babilliler, bugün Eski Yunandan beri Pisagor
Bağıntısı diye adlandırılan teoremi biliyorlardı.
M.Ö. 18. yüzyıla (Birinci Babil İmparatorluğu Devri)
ait tablette, bugün Pisagor Bağıntısı dediğimiz : c2
= a2 + b2 formülüyle bağlı; a, b, c gibi sayılar üç
sütun üzerine sıralanmış; birinci sütuna c ikinci
sütuna a, üçüncü sütuna da, b gibi sayılar
kaydedilmiş, c lere karşılık olan sayılar
belirtilmemiş. Pisagor'dan on iki yüzyıl önce, bu
gibi sayılara ait özellikleri bilen
Mezopotamyalılar'ın soyut aritmetik problemlerine
dayanarak, sayılar teorisi esasları üzerinde zihni
bir merak aşamasına varmış oldukları
anlaşılmaktadır.
Mezopotamya geometrisi hakkında bir fikir vermek
üzere, düzgün olmayan şekillerin alanlarının nasıl
bulunduğu hakkında bir resim aşağıda göstermiştir.

Mezopotamya'da, düzgün olmayan yüzeylerin
alanını hesaplama şekli
Eski Yunan matematikçilerinden Demokrit'te, gelişmiş
bir geometri bilgisi görülmektedir. Ancak kaynaklar;
Demokrit'in Eski Mısır matematiği ile temasta
olduğunda hemfikirdir. Thales, ikizkenar üçgenin
taban açılarının eşit olduğunu bildiği, ancak
üçgenin iç açılarının 180 derece olduğu yolundaki
bilgilerin Thales'e ait olmadığı anlaşılmıştır.
Pisagor, geometri çalışmalarında, güney İtalya'da
Kroton'da okullar açmış ve geometrinin gelişmesini
sağlamıştır. Öklid, Elementler adlı geometri
kitabını yazmakla ün yapmıştır. Bu eserdeki geometri
bilgileri 2000 yıl kadar, fazla bir değişikliğe
uğratılmadan, geometri derslerinde okutulmuştur. Bu
eserin, bazı kısımlar günün ihtiyaçlarına cevap
vermek için, 1700 yılından itibaren
modernleştirilmiştir. Bugünkü geometride bilinen
birçok bilgiler, Elementler'de vardır.
Kaynaklar; geometrinin önce Eski Mısır'da
başladığını, Eski Yunanlılar'ın geometriyi Eski
Mısır'dan öğrenmiş olduklarını belirtmektedir.
Tarihçi Herodot (M.Ö. 485-425), geometrinin Eski
Mısır'da başladığını ve arazi ölçüsü ihtiyacından
doğmuş olduğunu belirtir. Aydın Sayılı : "Bunun
gerçeğe uygun olduğunu, yani bölge bir menşeden
başlayarak, geometrinin Eski Mısır'da bir ilim
haline geldiğini kabul edebiliriz" der. Eski
Yunanlılar'ın, matematikte ve özellikle geometri
bakımından, Eski Mısırlılardan geniş şekilde
yararlanmış oldukları anlaşılmıştır. Bu durumda,
Eski Yunanlılara atfedilen geometri bilgileri
hakkında şu görüşü belirtebiliriz;
Eski Yunanlılar, Eski Mısır yörelerini uzun yıllar
dolaşmışlar. Bu yöreleri ilk dolaşan ve Eski
Yunan'ın ilk bilgini (bilgesi) sayılan Thalestir (M.Ö.
Miletes 640 ? -548 ?). Thales'ten sonra Pisagor'un
ve Öklid'in bu yöreleri uzun yıllar dolaştıkları
tarihi bir gerçektir. Bu bilginler, buralardan elde
ettikleri geometri bilgilerini almışlardır. Bilahare
de, geometriyi sistemli ispatlara dayanan müstakil
bir bilim haline getirmişlerdir. Eski Yunanlılar'ın
başarısı, geometriyi sistemleştirip, müstakil bir
matematik dalı haline getirmiş olmalarıdır.
Matematiğin; aritmetik, cebir ve trigonometri
dallarında kurucu denecek kadar eser ortaya koyan,
8. ile 16. Türk-İslam Dünyası alimleri; geometri
dalında da, temel teşkil edecek, zamanı için
orijinal ve kıymetini uzun yıllar koruyan eserler
ortaya koymuşlardır.
İlk defa, cebiri geometriye tatbik etme fikri, ilmi
metotlarla çalışan, bu devir matematikçilerinin
eseri olmuştur. Bu durum, geometrinin çok kısa
zamanda gelişmesini sağlamıştır.
Özellikle, Eski Yunan alimlerinin ortaya koydukları
geometri konularını kapsayan eserler, uzun yıllar
anlaşılamamıştır. Ne zaman ki; İslam alimlerinin bu
eserlere yazdıkları yorumlamalar sonucu, Öklid ve
çağdaşlarının eserleri ancak anlaşılabilirlik
kazanmıştır. Bunlardan;
a) Harezmi ve Geometri
Matematikte yeni sayılabilecek bir dal olan,
analitik geometri ile ilgili eserler, analitik
geometriyi, 16. yüzyıl Fransız matematikçi
Descartes'ın, 1637 yılında yazdığı La Geometri adlı
eseri ile başlatırlar. Gerçekte, Harezmi tarafından
830 yılında Arapça olarak yazılan Cebri ve'l
Mukabele adlı eserde, analitik geometriye ait ilk
bilgiler ortaya konmuştur. Hatta, Ömer Hayyam'ın
Cebir adlı eserinde de, analitik geometriye ait
bilgilerin varlığı görülür. Analitik geometrinin
Descartes'la ilgisini, şu şekilde belirtmek,
gerçeğin tam ifadesi olur.
Descartes, kendisinden önceki yıllarda var olan
analitik geometri bilgilerini toplayarak
sistemleştirmiş ve kısmen de genişletmiştir.
Doğulu milletlerin din, dil, edebiyat, tarih ve
kültürlerini inceleyen batılı bilgini Sigrid Hunke,
analitik geometri konusunda aynen şunları yazar:
”Adedi çokluklarla (kemiyetlerle) geometrik
çoklukların beraber yürütülmesi gerektiğine dair
kesin fikir de ilk olarak, İslam ilim sahasında
rastlanır…” Rönesansımızın üstatları, onun için,
Yunanlılar değil, bilakis İslam Dünyası oldu.
Denebilir ki; cebrin geometriye tatbikatı demek
olan, analitik geometriyi münferit bir geometri dalı
haline getirme metotlarını ilk olarak Harezmi
tarafından ortaya konmuştur.
b) Sabit bin Kurra ve Geometri
Trigonometrinin Avrupa'da duyulup dağılmasına etkisi
olanların başında gelen Sabit bin Kurra, geometri
konularındaki çalışmaları ile de adını zamanımıza
kadar sürdürmüş olan ünlü matematikçilerimizden
biridir. Konikler kitabı ile Apolonyos'a şerh yazdı.
Huneyn bin İshak tarafından Öklid'in Elementler adlı
eserine yazılan şerhi, ilaveler yaparak düzeltti.
Menalaus, Apolonyos, Fisagor, Archimed, Öklid ve
Theodosus'un eserlerini Arapçaya şerh etmekle,
geometriye, zaman için orijinal olan, yeni bilgiler
kazandırmıştır.
Georges Rivoire şunları yazar : " ...Cebirin
geometriye uygulamasını, müslümanlara borçluyuz. Bu
da, 900 yılında vefat etmiş Sabit bin Kurra'nın
eseridir."
c) Ebu'l Vefa ve Geometri
Trigonometri çalışmaları dışında, düzgün çokyüzlüler
konusuyla da uğraşmıştır. 7 ve 9 kenarlı düzgün
çokgenlerin yaklaşık çizimlerine dair yeni bir
geometrik yöntem ortaya koymuştur. Kısmen Hint
modellerine dayalı olarak ortaya koyduğu geometrik
çizimleri, geometri bakımından önem taşır. Ebu'l
Vefa'nın çizim geometrisine ait ortaya koyduğu
çalışmalarına dair bir fikir verebilmek için üç ayrı
problemini örnek olarak belirtelim. Bunlar:
1) Pergelle daire içine, açıklığını bozmadan
kare çizmek.
2) Verilen bir doğru parçasını, pergel
yardımıyla eşit parçalara bölmek.
3) Verilen bir kare içine, eşkenar bir üçgen
çizmek.
Matematik tarihi İncelendiğinde; Ünlü
matematikçilerden, Thales, Öklid, Pisagor'un
hazırladıkları eserler ve bu eserlerinde ortaya
attıkları teoremler, Harezmi, Ömer Hayyam, Sabit bin
Kurra, Beyruni, Nasirüddin Tusi'nin yazdıkları
şerhler ve ortaya koydukları görüşler sonucu,
geometri yeni boyutlar kazanmıştır.
Batı Avrupa’nın uyanmasından önceki yüzyıla kadar
Yunan geometrisini tam olarak Müslümanlar
anlamıştır. Yunan klasiklerini, geometrilerini, fen
bilimlerini ve felsefelerini Arapça’ya
çevirmişlerdir. Okullaşma olmadığı için gelecek
gençlere bu çeviriler öğretilmemiş, bu kitaplar
sadece neredeyse bir süs olarak sarayda kalmıştır.
Yaptıkları hizmet, kaybolmaya yüz tutmuş Yunan
klasiklerini, matematiklerini ve düşüncelerini
Arapça çevirileriyle Avrupaya iletmişlerdir.
İ.Ö.1100 yıllarında yazıldığı sanılan Çinlilerin
ünlü Nine Sections (Dokuz Bölüm) kitabında dik açılı
üçgen ve ispatsız olarak Pisagor Teoremi vardır.
Daha sonraki Çin geometrilerinde ölçümleri içeren
çok zeki buluşlar vardır. Yine geometrik görünümle
Pisagor teoreminin ispatı yapılmıştır. Bu geometrik
şekille verilen kitabın İ.Ö. 2000 yıllarında
yazıldığı sanılıyor.
Hintlilerin yerli geometrilerinde ise matematiksel
ispat yoktur. Daha çok görsel ve deneysel ölçülere
dayanan kuralları vardır. Bunlar da o kadar ileri
bir geometri oluşturmaz. Bin yıllık bir süre boyunca
kullanılan Yunan geometrisi ise daha çok görseldir.
Eski Roma geometrisi daha çok kullanım alanlarına
yöneliktir.
Avrupa’daki karanlık çağda biri Boethius’un (510)
diğeri de Öklid’in (İ.Ö.300) kitapları vardır.
Bunlardan sonra Gerbert’in (1000) ve Fibonacci’nin
(1202) geometrileri sayılabilir ama bu geometriler
İskenderiye geometrilerinden ileri bir düzeyde
değildi. Öklid’in geometrisinin ardından yavaş yavaş
geometri ürünleri ortaya çıkmaya başladı.17.yüzyılın
başlarında analitik geometri ve 1639 yılında da
Desargues’ın (1593-1662) izdüşüm geometrisi basıldı.
Analitik geometri Descartes (1596-1650) ve Fermat
(1601-1665) tarafından aynı dönemlerde yapıldı.
Fermat yaptığı çalışmaları yayınlamadığı için
analitik geometrinin bulunması onuru Descartes’e
verildi.
Analitik geometri kısaca geometri ile cebir
arasındaki ilişkidir diye söyleyebiliriz. Geometri
ile cebir arasındaki ilişkiyi ilk kez Descartes
çıkardığı için büyük bir matematikçi olmuştur.
Descartes (1596-1650) her türlü düzlem geometri
probleminini bir denklemler dizisine indirgedi. Bu
dönemden sonra, sayısal koordinatlara dayanan bir
gösterim biçimi kullanıldı ve şekilleri fonksiyonlar
olarak ele aldı.Desargues’ın iz düşüm geometrisi
matematikçilerin çok dikkatini çekmiş ve 19.yüzyılda
çıkacak olan geometricilere coşku ve esin kaynağı
olmuştur.
Analitik geometri bulunduktan sonra Apollonius’un
(İ.Ö.262-190) konikleri sentetik ve analitik olarak
gözden geçirilmiştir.Sentetik geometrinin tüm
problemleri bir kezde analitik olarak
kanıtlanmıştır.
Eukleidesçi olmayan geometrilerin geliştirilmesi, bu
bilim dalında yeni çeşitlenmelere yol açtı. Bir
noktadan bir doğruya çizilebilecek paralellerin
sayısına (Eukleidesçi geometride yalnızca bir
olmasına karşılık, Eukleidesçi olmayanlarda sıfır
veya sonsuz sayıda) dayanan bu geometriler, uzaklık
fikrini tartışma konusu yaptı. Ortak yargının
tersine, iki nokta arasındaki uzaklık evrensel bir
veri değildir ve söz konusu noktaların bulunduğu
uzayın özelliklerine bağlıdır.
Erlangen Programı (1872) olarak adlandırılan ünlü
çalışmasında Felix Klein, bu çeşit yaklaşımları
sınıflandırmasını önerdi. Her geometri türüne,
değişmezliğini benimsediği kavramlarla nitelenen bir
dönüşümler grubu eşlik etti. Modern cebirden doğan
bu grup kavramı, bu dönemden sonra geometride büyük
bir önem kazandı. XVII. yy.'dan bu yana geometriyi,
biri çeşitlendirici, diğeri birleştirici olan,
çelişkili ve tamamlayıcı iki eğilim biçimlendirdi.
Geometri, kavramsal katkılar ve matematiğin diğer
alanlarında geliştirilen yöntemlerle zenginleşerek,
önerilen bağıntılara bağlı, yeni araştırma alanları
oluşturdu.
Geometrinin kilometre taşları şöyle
sıralanabilir:
İsa’dan önce Thales, Euclides, Apollonios,
Archimedes ilk akla gelenlerdir. Daha sonra
Descartes (1637), Desarques (1639), Lazer
Carnot(1803), Jean Victor Poncelet (1822), Janos
Bolyai (1823), Michei Chasles (1837), N.Lobaçevsky
(1840), Bernard Riemann (1867), C.Felix Klein
(1872), DavidHilbert (1899) ve Albert Einstein
(1921)olarak sayılabilir.
Kaynaklar:
Geometrinin Tarihsel Gelişimi-Gültekin Buzkan
(Ege Üniversitesi Merkez Kütüphanesi matematik
bölümü kitaplığı
Lütfi Göker’in Fen bilimleri tarihi adlı eseri,
Aydın Sayılı’nın Mısırlılarda ve
Mezopotamyalılarda,matematik astronomi ve tıp eseri)
http://www-groups.dcs.st-andrews.ac.uk/~history/Mathematicians/Euclid.html
http://aleph0.clarku.edu/~djoyce/java/elements/Euclid.html
http://www.chuckiii.com/Reports/Mathematics/Euclid.shtml
The Obsecurity of the Equimultiples – Paulo Palmeri
(sayfa 556)
www.mydoom.org--Geometri nedir?
www.wikipedia.com--History of Geometry
http://www.cut-the-knot.org/WhatIs/WhatIsGeometry.shtml
1. G. D. Birkhoff and R. Beatley, Basic Geometry,
AMS Chelsea Publ., 2000, 3rd edition
2. D. A. Brannan, M. F. Esplen, J. J. Gray,
Geometry, Cambridge University Press, 2002
3. J. N. Cederberg, A Course in Modern Geometries,
Springer, 1989
4. D. Hilbert, Foundations of Geometry, Open
Court, 1999
5. B. Jowett, The Dialogues of Plato, Random
House, 1982
6. F. Klein, Elementary Mathematics from an
Advanced Standpoint: Geometry, Dover, 2004
7. D. Pedoe, Geometry: A Comprehensive Course,
Dover, 1988
8. C. Pritchard (ed.), The Changing Shape of
Geometry, Cambridge University Press, 2003
9. S. Roberts, King of Infinite Space, Walker &
Company, 2006
10. S. Schwartzman, The Words of Mathematics, MAA,
1994 www.matematikgeometri.com |
GEOMETRİNİN TARİHÇESİ
(lise
öğrencileri kullanabilir)
Uzayın ve uzayda tasarlanabilen biçimlerin
kurallara uyularak incelenmesini konu alan matematik dalı.
Yunanca «ge»
yer ve «metron»
ölçüden.
Geometri Nil kıyılarında doğdu. Bu ırmağın düzenli
aralıklarla taşması
tarlaların sınırlarını siliyor
Mısırlıları güç sorunlarla karşı karşıya bırakıyordu: çünkü
tarlaların sınırlarını yeniden çizmek
herkese kendi yerini vermek
bunun için de tarlaların yüzölçümünü hesaplamak
nirengiler dikmek
kısacası
geometri yapmak gerekiyordu.
Doğru Kavramının Anlaşılması İçin
insanlara
yer ölçümüne ilişkin somut sorunları çözümleme olanağını
veren geometriden
giderek soyut bir geometri doğdu. Böylece aynı kavramın
değişik durumlara uygulanabileceği anlaşıldı. Sözgelimi
deniz üzerindeki ufuk çizgisiyle çekülün gergin ipi arasında
hiç bir maddi ortaklık yoktur; ama ikisi de geometride doğru
adı verilen kavramı belirtir; doğru kavramı
ancak bunun gibi somut örneklere bakılarak anlaşılabilecek
bir kavramdır.
Bir kâğıdın üstüne çizilen düz bir çizgi
doğru hakkında yaklaşık bir fikir verir. Oysa doğru
sınırlı değildir (çizgi ise yaprağın kenarında biter) ve
doğrunun kalınlığı yoktur (çizginin ise ne kadar ince
çizilmiş olursa olsun
bir kalınlığı vardır). Bunun gibi
bir topa
bir küreye bakılarak küre kavramı hakkında bir fikir sahibi
olunabilir.
Eukleides'in Aksiyomları ve Teoremleri
İskenderiyeli bir Yunan bilgini olan Eukleides
M.Ö. III. yy .da geometri hakkında ilk mükemmel kitabı
yazdı. Eukleides o zamanki kitaplarında (bunlar somut
sorunların çözümünü gösteren basit «reçete» derlemeleriydi)
farklı bir açıdan bakarak
öne sürdüğü sonuçları
kesin kanıtlara başvurma yoluyla kanıtlamak istiyordu.
Bunun için önce
sezgiye dayanan birtakım kavramlar (nokta
doğru
düzlem) kabul etti (aksiyom)
sonra doğru sandığı
ama doğruluğunu kanıtlayamadığı birtakım gerçekleri
belirledi (bütün
parçadan daha büyüktür; üçüncü bir niceliğe eşit olan iki
nicelik birbirine de eşittir) [postulat]. Bu aksiyom'larla
postülat'lara dayanılarak geometri teorem'leri kurulur.
Kuşkusuz Eukleides
aksiyomlarının doğruluğunu kanıtlayamazdı
ama ona ve çağdaşlarına göre bunlar
tartışma götürmez gerçeklerdi. Sözgelimi
dik açı konusunda kesin bir yargıya varabiliyordu
çünkü gerçek hayatta
deniz üzerindeki ufuk çizgisiyle
elindeki bir çekülün yaptığı dik açıyı gözleriyle
görebiliyordu.
Eukleides geometrisi
üstünde yaşadığımız dünyayı anlamak için mükemmel bir
araçtır; bu geometri
bilim ve tekniğin ilerlemesinde önemli bir etken olmuştur.
Eukleides Dışı Geometriler
Eukleides aksiyomlarının kesinliği
XIX. yy .dan itibaren tartışılmağa başladı. Alman
matematikçisi Riemann ve Rus matematikçisi Lobaçevski
Eukleides aksiyomlarının tam karşıtı olan aksiyomlardan işe
başladılar. Böylece ilk bakışta hiç bir pratik yararı yokmuş
gibi görünen değişik geometriler (Eukleides dışı
geometriler) doğdu. Ve bu yeni geometriler o zamandan beri
birçok alanda (nükleer fizik
astronotik v.b.) işe yaradı (Einstein bunlar sayesinde
bağıllık kuramını kurabildi).
Cebir tekniklerinin geometriye uygulanması
noktaları sayılara veya koordinatlara bağlayarak bütün
eğrileri hesaplamak ve saptamak olanağı sağlayan analitik
geometri'yi doğurdu (Descartes).
Rönesans Ressamları ve Tasarı Geometri
Tasarı geometri'de
uzay geometrinin şekilleri veya öğeleri
tam ve aslına uygun biçimde bir düzleme (üzerine şekil
çizilen kâğıt) aktarılır. Rönesans'ın büyük ressam ve
mimarları tasarı geometriden yararlanmışlarsa da
onu gerçek bir matematik sistemi haline getiren (temel
geometri
kaba perspektif)
matematikçi Monge olmuştur.
İzdüşüm geometrisi (bir şeklin herhangi bir noktasını esas
alarak tümünü bir düzleme izdüşümle aktarmak)
resim ve süsleme sanatı için de çok önemlidir. Ama asıl yeri
aksiyomları ve ilişkileri bakımından izdüşüm geometrisi
matematiğin bir dalıdır.
Saf (Katıksız) Geometri
Geometride
her yerde geçerli kesin belirlemeler giderek azalmakta
başlangıç aksiyomları artık sadece belirli bir geometri için
doğru sayılmaktadır. Burada gerçek olan başka bir yerde
yanlış olabilir. Her şeye rağmen
maddi gerçeklerin incelenmesinde uygulamalı geometrinin
sağladığı olanaklar sonsuzdur.
Yüzölçümü hesaplanmak istenen bir tarlanın çizgisel
taslağından tutun da gökcisimlerinin yörüngelerinin
saptanmasına
haritalara
planlara
coğrafyada kullanılan ölçeklere
makine yapımına
mimarlığa varıncaya kadar
geometri bilgisinin mutlaka gerekli olduğu alan pek çok ve
geniştir.
Bununla birlikte
matematik çalışmaları daha ileriyi
uzak geleceği de göz önünde tutar. Hemen yararlanma
kaygısına kapılmadan yapılan matematik araştırmalar saymakla
bitmez. Bu çalışmalar
doğruluğu mevcut koşullara bağlı olmayan kusursuz örnekler
yaratma amacı güder. Saf geometrinin esası budur.
Thales
Ünlü bir bilgin ve filozof olan (Yunanistan'ın Yedi
Bilge'sinden biridir) Miletoslu Thales (M.Ö. 640-562)
düzlem geometrinin ilk teoremlerini hazırladı. Thales
bir yapının yüksekliğini
onun gölgesini ölçerek hesaplayabiliyordu.
Pithagoras
«Birdik üçgende
hipotenüs (dik açının karşısındaki kenar) üzerine kurulan
kare öteki iki kenar üzerine kurulan karelerin toplamına
eşittir»: bu teoremi M.Ö. VI. yy.da yaşamış ünlü Yunan
filozof ve matematikçisi Pithagoras bulmuştur. Çarpım
tablosunu ve telli çalgılarda gamı icat eden de odur.
Monge
Tasarı geometrinin yaratıcısı ve analitik geometrinin büyük
kuramcısı Gaspard Monge (1746-1818)
bütün XIX. yy. matematikçilerinin eşsiz ustasıdır.
www.matematikgeometri.com
UZUNCA GEOMETRİ
TARİHİ
(bu yazı ortaokul ve lise öğrencileri için
‘Öklid Dışı (non-Euclidean@Öklidyen Olmayan) Geometriler’
alt başlığına kadar uygun.Ondan sonrası ünv. ve daha üst
seviye)
Bilim adamları ve öğretmenler meslek olarak seçtikleri
alanın geçmişine yönelik genel kültüre sahipseler
kendilerini daha yetkin hissederler, daha öz güvenli
olurlar; araştırma ve öğretimde daha faydalı olacakları
gibi gelecekte yapılabilecekleri de daha kolay sezmeğe
ve görmeye başlarlar. Bu nedenle konuşmamın ilk kısmını
bu konuya ayırdım. Bilindiği gibi bilim tarihi içinde
matematiksel gelişmelerin yeri ve önemi çok büyüktür.
Matematiğin orijininde de iki temel alan vardır:
ARİTMETİK ve GEOMETRİ. Burada tarih boyunca geometrideki
buluş ve gelişmeleri kronolojik bilgilerden bir derleme
biçiminde vereceğiz.
İnsanoğlunun dünyada oluşumu M.Ö. 2 000 000 lu yıllar
olarak hesaplanmakta ve kabullenilmektedir. İlk
insanların uzun asırlar, hatta uzun milleniumlar boyunca
çok ilkel bir yaşam sürdürdükleri bilinmektedir. Ancak
M.Ö 50 000 li yıllarda sayma belirtilerine rastlanmış
izleyen milleniumlar içinde (M.Ö. 25 000 li yıllar)
taşlara işlenmiş primitif geometrik şekiller tespit
edilmiştir. (Bu dönemin tarihte Kaba Taş Çağı olduğunu
hatırlayalım!). Daha sonra tarım sayesinde yerleşik
yaşam yaygınlaşıyor, Maden Çağında (M.Ö. 4000 li yıllar)
ilerleme ve medenileşme sürüyor. Gerçek gelişme yazının
ve rakamların icadı (Mezapotamya da M.Ö. 3000 ler) ile
oluyor. Mezapotamya da SÜMERLER, onları izleyen BABİL ve
AKADLAR (M.Ö. 3500-2000 periyodunda) geometri adına
şunları biliyorlardı:
Üçgen ve çokgenlerin ALANLARININ hesaplanması
Pisagor Teoremi (M.Ö. 1600-1900 arasında yazılan
Plimpton tabletinde Pisagor üçlülerini kapsayan tablolar
var. İspata rastlanmasa bile Pisagordan en az bin yıl
önce bu teoremi biliyorlardı.)
Bir çok basit geometrik cismin hacmini veren formüller
Kesik kare piramidin hacmini veren formül
"Çapı gören çevre açı diktir" teoremi (Bu ifade de
Thales Teoremi diye bilinir. Oysa Thales'den yaklaşık
1000 yıl önce biliniyor).
Ne Mezapotamyalılar ne de biraz sonra söz edeceğimiz
eski Mısırlılar AÇININ ÖLÇÜLMESİNİ tam olarak
geliştiremediler. Ancak yapı kirişlerinin eğimi
hesabında KOTANJANTA benzer bir kavram geliştirmişlerdi.
π yerine yaklaşık değerler kullanılıyordu.
Geometrinin orijinin Mısır olduğuna ilişkin yaygın fakat
YANLIŞ bir kanaat (ve birçok kaynak!) vardır. Oysa
Mısırdaki matematiksel gelişmeler, Mezapotamyadakileri
yaklaşık 500 yıl sonradan izlemiştir. (Bu yanlış
bilginin kaynağı Mezapotamyadaki BABİL TABLETLERİNİN
şifrelerinin çok geç, ancak 130 yıl önce çözülmeye
başlamasıdır). Mısırlılar bu kavramlar dışında
GEOMETRİK EŞLİK kavramını kullandılar
M.Ö. 2800 lerde BÜYÜK PİRAMİDİ inşa ettiler [kare
piramidi, (taban çevresi/yükseklik)≈2π, Güneş
ışınlarının hareketine göre şifreli iç yapısı gibi
önemli özellikleri var].
İnsanoğlu yazının icadından hemen sonra tekerleği icat
edince (M.Ö. 3000) ulaşım ve ticarette ulaşılan
kolaylıkların sağladığı gelişmeler sayesinde π(pi)
sayının varlığı ile karşılaştı. Çember, daire, kare,
silindir gibi basit geometrik şekillerle ilgili olan bu
harika sayı tamamen geometri orjinlidir. (r yarıçaplı
çember için,
=çevre/2r= Π alan/r nin karesi). Π üzerinde
Mezapotamyalılar, Mısırlılar, Çinliler, Hintliler,
Helenler, ve hatta 1600 lü yıllardan itibaren bir çok
büyük matematikçi uğraşmışlardır. İrrasyonelliği 1767 J.
F. Lambert tarafından ve transandant bir sayı olduğu çok
sonraları (1882 de Alman matematikçi F. Lindemann
tarafından) ispatlanmıştır.
Geometrideki gelişmeler, daha sonra Batı Anadolu da
devam etmektedir. Grek genişlemesi ile Mısır ve
Mezapotamyadan öğrenilen bilgiler Miletli Tales (M.Ö.
595) ve hemşerisi Pisagor (M.Ö. 540) tarafından işlenmiş
ve geliştirilmiştir. Tales ve Pisagor'un DEDAKTİF
GEOMETRİ çalışmalarından hiçbir belge bugüne
ulaşmamıştır. Ancak özellikle Pisagor öğrendiklerini ve
bildiklerini bir çeşit okul kurarak skolarlarına
aktarmıştır. Bu dönemde İSPATLI GEOMETRİye geçilmiştir.
Daha sonra gelişmeler, Trakya, Mora yarımadası ve
İtalya'ya yaygınlaştı. Cetvel ve Pergel yardımıyla;
Bir çemberinin alanına eşit alanlı kare çizmek
Açıyı üçe bölmek
Küpün hacmini iki katına büyütmek
gibi klasik problemler ve benzerleri bu dönemde (M.Ö. 4.
asırda) çalışılmıştır. (bu problemlerin izleyen asırda
cebirsel eğriler yardımıyla çözüldüğü biliniyor).
Geometri o kadar önem kazanmıştı ki geometriye doğrudan
hiçbir katkısı olmayan Platon kurduğu okulun kapısına
BURAYA GEOMETRİ BİLMEYEN GİREMEZ yazısını koydurdu.
Sonra Eudemus (M.Ö. 335) GEOMETRİ TARİHİni yazdı,
Aristeaus (M.Ö. 320) KONİKLER konusunu ayrıntılı
inceledi.
M.Ö. 323 de Büyük İskender'in ölümü ile üçe parçalanan
Roma İmparatorluğunun Mısır kesiminde I. Ptolemi
döneminde bilimin yeniden şahlanmasını sağlayan
gelişmeler oldu. İskenderiye'de tamamen serbest eğitim
veren okullar kuruldu. Öklid M.Ö. 300 lerde ELEMENTLER
adlı eserleri yazdı. Bu eserler üzerine çok şey
söylenebilir. Bugün bile ilköğretim ve liselerimizde
okutulan bilgilerimizin hemen hemen tamamı bu eserlerde
vardır. Tales, Pisagor ve Pisagoryanlarca ispat edilmiş
geometrik ifadeler bu dönemde mükemmelleştirildi. Plato
okulundan yetiştiği sanılan ve iyi bir yazar olan
Öklid'in adı bu eserlerle yaşamaktadır. Daha sonra M.Ö.
140 da Hiperkus, ilk düzenli TRİGONOMETRİ eserini yazdı,
Heron birinci yüzyılda bazı formüller geliştirdi ve
geometriye dayalı birçok icatlar yaptı. Pappus M.S. 320
de Pappus teoremini de kapsayan KOLEKSİYONU yazdı. (Pappus
teoremi altıgenlerle ilgili bir özellik olarak
ispatlanıyor, ama bugün Projektif geometride önemli bir
role sahip bir aksiyom olarak bile kullanılmaktadır).
1143 yılında ELEMENTLERin batı dillerine çevrildiği ve
izleyen dönemlerde yavaş yavaş okullarda sistematik
olarak okutulduğu görülüyor. 1635 de Cavalieri GEOMETRİ
adlı eserini yayınlıyor, 1637 de Descartes ANALİTİK
GEOMETRİyi keşfediyor. 1639 ve 1640 da sırayla Desargues
ve Pascal bugün kendi adlarıyla bilinen teoremlerini de
kapsayan eserlerini yayınlıyorlar. 1678 de Ceva
TEOREMİnin ispatı veriliyor.
1670 de HİPERBOLİK GEOMETRİNİN ortaya atılışı, 1794 de
Legendre'nin GEOMETRİNİN ELEMANLARI, 1801 de Gauss'un
PARALELLİK kavramı üzerine çalışmaları, 1826 da Poncale
ve Plucker'in geometride DUALLİK İLKESİ, 1827 de Mobius,
Plucker ve Feurbach'ın HOMOGEN KOORDİNATLARI işleyişleri
gerçekleşiyor.
1822 de Poncale'nin bugün kendi adıyla anılan
teoremlerinide kapsayan DENEMELER adlı eseri yayınladı.
Kazan üniversitesinden Lobacevski'nin 1829 da yayınlanan
çalışmaları ve bu konuda daha önce aynı sonuçlara
ulaştığı ve ispatlar anlaşılan Macar Bolyai'nin
çalışmaları ile ÇOK PARALELLİ (=hiperbolik)
GEOMETRİLERİN VARLIĞI görüldü.
1843 de 4-boyutlu uzayın vektör cebri ile ilgili olarak
Hamilton KUATERNİYONLARI keşfedildi ki bu kavram bugün
en ilginç ve somut (Dezargsel fakat Pappussel olmayan)
projektif düzlemlerden birini inşa etmekte
kullanılmaktadır.
Daha sonraki yıllarda ses getiren eserler olarak 1847 de
Von staudt'un GEOMETRİ DER LAGE'si, 1854 de Riemann'ın
HABITATIONSCHRIFT'i, 1872 de Klein'in yayınları ve son
olarak 1889 da Hilbert'in GRUNDLAGEN DER GEOMETRİ'si
görülüyor. Bu son eser çok önemlidir onun üzerine daha
sonra konuşulacaktır.
Düzenli geometrik şekiller tarihsel olarak nerelerde
görülmektedir sorusunu yanıtlayarak bu kısmı bitirelim:
Gelişme ve medenileşmeye başlayan toplumlarda ilk düzgün
geometrik şekiller, sırayla, tarla ve bağlar gibi
bölünerek işlenen arazi parçalarında; tapınaklar,
sinagoglar, katedral-kilise ve cami gibi toplu ibadet
yerlerinde; su kanalları, köprüler, kervansaraylar gibi
ulaşımla ilgili yapılarda; han, kral, padişah ve
imparator sarayları, Türbeler, Firavun Mezarları ve
şehir surları gibi yapılarda; ve günümüzde her türlü
mimari eser ve çok sayıda modern teknik araçlarda
görülmektedir.
Öklid Dışı (non-Euclidean@Öklidyen Olmayan) Geometriler
Kısalığı sağlamak için izleyen iki kısımda sadece düzlem
geometri üzerinde durulacaktır. Öklid düzlemi yada
kısaca düzlem denilince, herkesin anlayacağı bir dille
söylersek, her doğrultuda sınırsız uzayan düz pürüzsüz
yüzey kastedilir. Noktalar ve doğrulardan oluşan
düzlemde nokta ve doğrularla ilgili bazı ifadelerin
geçerlilikleri ispata gerek duyulmadan kabul edilirler.
AKSİYOM denilen ve doğal olarak sağlandığı varsayılan bu
ifadelerin ispatı (aşikar olduğundan) mümkün değildir.
Geometri de kabullanilen aksiyomların SONUÇLARI
incelenir. Öklid Düzleminin Aksiyomları EK-1 de
verildiği gibidir.
Zaman içinde Öklid'in V. POSTULAT'ı Playfair aksiyomu
adıyla daha kısa ve özlü olrak; düzlemde bir doğruya
dışında verilen bir noktadan geçen bir tek paralel doğru
çizilebilir biçiminde ifade edilmiştir. Öklid dönemi ve
öncesinde, bu ifadeye "kesin olarak geçerli"
denilemediği, yani şüphe edildiği, içindir ki aksiyom
olarak değil, postulat olarak ifade edilmiştir.
Gerçekten de GAUSS da dahil bir çok büyük matematikçiler
bu ifadeyi ispatlamaya çalışmışlardır. Ancak 1820 lerin
sonunda Bolyai ve Lobacevski V. Postulatın diğer
aksiyomların sonucu olmadığını; bu postulat dışındaki
bazı Öklid Aksiyomlarıyla birlikte
H:Bir doğruya dışında verilen bir noktadan geçen iki
(yada daha çok sayıda) paralel doğru çizilebilir
ifadesi alınarak yeni bir geometri oluşturulabileceğini
gösterdiler. Böylece hiperbolik geometri, dolayısıyla
ÖKLİD DIŞI GEOMETRİ kavramı ortaya çıktı. Öklid
aksiyomlarını sağlayan bir tek düzlem varken Bolyai-Lobacevski
aksiyomlarını gerçekleştiren bir çok reel model
geliştirilmiştir. Bunların bir kaçını belirtelim:
Taksi Düzlemi
Klein Modeli
Maksimum Düzlem Modeli
Poincare Üst Yarı Düzlem Modeli
Poincare disk Modeli
......
Gauss ve Riemann'ın çalışmaları ile hiperbolik
geometrideki gelişmeleri değerlendirerek
P : Farklı iki doğru bir tek noktada kesişir
ifadesini ve bazı Öklid aksiyomları ele alınarak
PROJEKTİF GEOMETRİ (ve genelde Eliptik Geometri)
geliştirildi. Üstelik, sonsuz çoklukta projektif düzlem
bulundu. Bugüne kadar bu konuda milyonlarca araştırma
(makale), yüzlerce kitap yazıldı ve hala çözülmeyi
bekleyen çok sayıda önemli problemler vardır. Böylece V.
Postulat, H ve P nin hepsinin ayrı ayrı geçerli olduğu
geometriler ortaya çıktı.
Öklid'in elementlerindeki aksiyomlarda var olan bazı
belirsizlikler ve eksiklikler, uzun yıllar boyunca
bilinmesine karşın, aynen kullanılmışlardır. Ancak
Hilbert 1889 da çağının bilgileriyle Öklid düzlemin
aksiyomlarını yeniden düzenlemiştir. GRUNDLAGEN DER
GEOMETRİ adlı eserdeki bu aksiyom sistemi EK-2 de
verilmiştir.
Artık Öklid düzlemi için, tüm matematik dünyasınca
"mükemmel" olarak değerlendirilen bu aksiyom sistemi (Hilbert
Düzenlemesi) geçerlidir denilebilir. Ancak 20. yüzyılda
çağdaş matematik bilgileri göz önüne alınarak daha kısa
ve daha rafine bir aksiyom sistemi oluşturulmuştur. F.
Krause'nin TAXICAB GEOMETRY adlı kitabından aldığım ve
son zamanlarda Öklid düzlem geometrisi (SMSG geometrisi
dahil) işleyen birçok eser de kullanılan Birkhoff'un
METRİK AKSİYOMLARININ bir modifikasyonu olan bu aksiyom
sistemi EK-3 de verilmiştir.
Bu aksiyom sistemlerinin karlılaştırılmasını
ilgilenenlere bırakarak konumuzu biraz değiştirelim.
3. Öklid Dışı Geometri Anlayışında Değişiklik
Tarihsel olarak, paralellik aksiyomunu sağlamayan her
Geometri Öklid dışı bir geometri olarak bilinmektedir.
Fakat artık Hilbert (veya eş anlamlı olarak Birkhoff)
tarafından verilen aksiyomlardan "en az birini
sağlamayan bir geometri Öklidyen olmayan bir
geometridir" anlayışı yerleşmiş bulunmaktadır. Örneğin,
Taksi geometri, KRAUSE düzenlemesindeki paralellik
aksiyomu dahil 12 aksiyomun hepsini sağlayan fakat
sadece KAK Üçgenlerde Eşlik) Aksiyomunu sağlamayan bir
geometridir. Dolayısıyla Öklidyen olmayan geometriler
spektrumu oldukça büyük hale gelmiştir. Bu konuda daha
başka örnekler, projektif, hiperbolik veya metrik
geometrilerden kolaylıkla hemen verilebilir.
Geometri ve Öklid Dışı Geometrilerin Öğretimdeki Yeri ve
Önemi
Olayların algılanmasında resim, fotoğraf, grafik gibi
şekillerin önemi yadsınamaz. Bir anlamda şekil bilgisi
de demek olan geometri matematik öğretiminde yerine
hiçbir şey konulamayacak seçkin bir role ve öneme
sahiptir. Okuttuğum bir çok derste öğrencilerime şunu
tekrar tekrar söylüyorum: Matematikte hiçbir kavram
yoktur ki uygun bir şekille anlatılamasın. Eğer bir
konuyu iyi biliyorsanız onu uygun bir şekille
açıklayabilirsiniz. Şekille açıklayamadığınız yani,
geometrik yorumunu yapamadığınız bir konuyu iyi
bilmiyorsunuz demektir. Dilerseniz bana bu konuda
herhangi bir matematik kavramını sorabilir ve geometrik
açıklama isteyebilirsiniz! Bu sebebledir ki son yirmi
beş yıldaki tüm derslerimde anlattığım her konuda
temsili şekiller çizmeği alışkanlık haline getirdim.
Çünkü görmek anlamayı kolaylaştırır (İngilizce'de
"anlıyorum" anlamında da "görüyorum" ifadesinin sıkça
kullanılması boşuna değil!). Ülkemizde ilk ve orta
öğretimde (hatta birkaçı hariç üniversitelerimizde)
Öklid geometrisi ve onun uzantıları olan afin uzaylar ve
differensiyel geometri konuları incelenir. Öklid dışı
geometrilerin de sadece varlığından bir kaç cümle ile
söz edilir. Oysa benzerlik, farklılık, aykırılık ve
zıtlığın öğretimdeki büyük rolü inkar edilemez. Çünkü
kötüyü bilmeden iyiyi, çirkini bilmeden güzeli, kısa
kavramını belirlemeden uzun kavramını
anlamlandıramazsınız. Yine birbirine çok benzeyen iki
şeyi ayırabilmek için farklılıklarını ortaya koymak
gerekir. Gelelim Öklid dışı geometrilere. Kanatimce
Öklid dışı geometrilerin sadece varlığından söz edip
bırakmak oldukça sakıncalıdır. Nitekim, ABD ve bazı uzak
doğu ülkelerinde orta öğretim programları Öklid dışı
geometrilerden bazı örneklemelerle -basitleştirilerek-
donatılmaktadır. Öğretmen yetiştiren öğretim
kurumlarında Öklid dışı geometriler ve Elementer
projektif geometri mutlaka okutulmaktadır. 1980 öncesi
yıllarda "Eğitim Enstitüsü" adı altında öğretim yapan
okulların programlarında elemanter projektif geometri
dersi vardı ama okutacak öğretmen yoktu. Bugün ilk ve
orta öğretimde görev yapan öğretmenlerimizin yüzde
doksan dokuzunun yukarıda saydığım konularda yetersiz ve
donatımsız olduğu bir gerçektir. Bunun sebebi
öğretmenlerimiz değil fakat yeterli kadrolara sahip
olmayan yüksek öğretim kurumlarımız ve bizleriz.
Konuşmacınız bunun bilincine ancak ellili yaşlarında
ulaşmıştır ve bu boşluk ve eksikliği kendi çapında
gidermek için bazı gayretler içindedir. Şu anki tebliğ
de bu düşüncenin eseridir.
Burada şu sorular sorulabilir: Öklid dışı geometrilerin
orta öğretimle ilgisi nedir? Bunlar hangi kapsamda ve
nasıl anlatılabilir? Mevcut eksiklikler nasıl giderilir?
Soruların kısa cevabı kanaatimce şöyle özetlenebilir:
Son sorudan başlarsak, eksikliklerin giderilmesi için
öğretmen yetiştiren yüksek öğretim kurumlarında Öklid
geometrisi ve Öklidyen olmayan geometrilerin okutulması
gerekir.
Son elli yılda artık EK-3 de sunulan (Metrik yaklaşımlı)
aksiyom sistemi kullanılmaktadır. Oysa gerek taksi
geometri, gerek maksimum metriği ile geliştirilen
geometride Öklid düzlemi ile aynı nokta ve doğru
kümeleri kullanılmakta, açılar da aynı yolla
ölçülebilmektedir. Bunların her ikiside 13 aksiyomdan 12
tanesini sağlamakta sadece Kenar-Açı-Kenar (KAK)
aksiyomununda aykırılık göstermektedir. Sonuç olarak KAK
aksiyomunun da Öklidyen geometri için kritik ve
belirleyici aksiyom olduğu görülmektedir. Buradaki
önemli husus, Öklidyen geometride birçok başka
kavramlarıda belirlemekte ve tanımlamakta kullanılan
UZAKLIK kavramının tanımından ortaya çıktığının öğretici
tarafından iyi bilinmesidir. O, öğrenciye pedagojik
nedenlerle bu yeni modelleri tamamen veremese bile
kendince örnekler düzenleyebilir. Aşağıdaki konular orta
öğretimde basitleştirilerek örneklerle öğrenciye
verilebilir:
Düzlem Taksi geometrisi tanıtılır, modern yaşamdaki çok
sayıdaki uygulamaları verilir. Öklidyen düzlem
geometrinin 13 aksiyomundan 12 tanesini sağladığı fakat
sadece KAK aksiyomunun sağlanmadığı -aşağıdakine benzer
bir örnekle- gösterilebilir.
Öklid geometrisinde "C, A ile B arasında Û
d(A,C)+d(B,C)=d(A,B)" arada olma aksiyomu bir çok metrik
geometride gerli değildir. Örneğin; (1,-1)
"arada olma" yı daha belirlemek için metrik yaklaşımda
"C, A ile B arasında ve CÎ Û d(A,C)+d(B,C)=d(A,B)"
biçiminde geliştirilmiştir.
Öklid düzleminin istenilen kadar büyük yarıçaplı fakat
gerektiğinde sınırlı bir bölgede yaşam uygulaması mümkün
kılan Klein Modeli tanıtılarak Öklid dışı geometri
kolayca anlatılabilir.
- Bu modelde paralellik nasıl tanımlanır?
- Paralel olmayan ve kesişmeyen doğrular var mı?
- Paralellik aksiyomu dışındaki aksiyomlar sağlanır mı?
gibi sorulara cevap aranabilir.
Poincare'nin yarı düzlem hiperbolik geometrisi
tanıtılır. Paralellik aksiyomunun sağlanmadığı, üçgenin
iç açıları toplamının 180 den küçük olduğu kolaylıkla
gösterilebilir.
KAYNAKLAR
1. W. W. R. Ball, Ashort Account of the History of
Mathematics Dover Pub, Inc., New York.
2. C. B. Boyer, A History of Mathematics, John Wiley&Sous,
New York (1968).
3. S. R. Clemens, Non-Euclidean Distance, Mathematics
Teacher, ? , 595-600 (1971).
4. D. Hilbert, Foundations of Geometry (Grundlagen Der
Geometri nin İngilizce Tercümesi), Open Court Pub. Comp.
(1950).
5. R. Kaya, Projektif Geometri, Anadolu Üniversitesi
yayını (1992).
6. F. Krause, Taxicab Geometry, An adventure in Non-Euclidean
Geometry, Dover Pub., Inc. New York (1975).
7. G. E. Martin, Foundations of Geometry and the Non-Euclidean
Plane
8. R. S. Millman-G. D. Parker, Geometry, A Metric
Approach with Models, Springer Verlag, Berlin (1991).
9. School Mathematics Study Group, Geometry, Pasedena,
California.
10. S. Stahl, The Poincare Half-Plane, Jones and Barlett
Pub., Boston.
EK-1: ÖKLİD AKSİYOMU ve POSTULATLARI
Öklid ELEMENTLER adlı 13 kitaptan oluşan eserlerinden
ilk 4 tanesinde düzlem geometriyi incelemektedir.Öklidyen
geometrinin aksiyom ve postulat adıyla anılan iki tür
varsayımı vardır, ve bu iki kavram arasındaki FARK daima
soru ve tartışma konusu olmuştur. Greekçe' den alınan
axioma ( önemli, değerli, yakışır, uygun) sözcüğü
tamamen aşikar, doğruluğundan şüphe olmayan ifade
anlamında kullanılırken; postulat sözcüğü doğru olduğu
kabul edilebilen ifade yada başka bir deyimle doğruluğu
çok aşikar olmayan fakat geçerli olduğu varsayılan ifade
anlamında kullanılmıştır. Bugün matematikte böyle
ifadeler arasında ayırım yapmaksızın hepsi aksiyom
olarak, temel ön kabuller olarak, alınmaktadır. Öklid
aksiyom ve postulatlarını tam yansıtmak için onları
orijinaline uygun ingilizce ifadeleriyle vermeği tercih
ediyorum:
AKSİYOMLAR
[1] Things which are equal to the same thing are also
equal to one another.
[2] If equals added to equals, the whole are equal.
[3] If equals be subtracted from equals, the remainders
are equal.
[4] Things which coincide with one another are equal to
one another.
[5] The whole is greather than the part.
POSTULATLAR
[1] To draw a line from any point to any point.
[2] To produce a finite straight line continuously in a
straight line.
[3] To describe a circle with a circle with any center
and distance.
[4] That all right angles are equal to one another.
[5] That, if a straight lines make the interior angles
on the same side less than two right angles, the two
straight lines, if produced indefinitely, meet on that
side of which are the angles less than the two right
angles.
Not: Öklid aksiyom ve postulatlarında görülebilen
eksiklik ve muğlaklıkların bir çoğu, yine önceden
verilen 23 tanımla kısmen takviye edilerek tamamlanmaya
çalışılmıştır.
KAYNAK: "Euclid's Elements, book I." olarak internetten
bakılabilir.
EK-2:ÖKLİDYEN DÜZLEM AKSİYOMLARININ
D.Hilbert TARAFINDAN YENİDEN DÜZENLENMİŞİ
I - KONUM (Connection or Incidence) AKSİYOMLARI
[1] Birbirinden farklı iki nokta üzerinde en az bir
doğru vardır. (Farklı iki noktadan en az bir doğru
geçer).
[2] Birbirinden farklı iki nokta üzerinde en çok bir
doğru vardır. (Farklı iki noktadan en çok bir doğru
geçer).
[3] Her doğru üzerinde en az iki nokta, ve dışında en az
bir nokta vardır.
II - ARA (Order) AKSİYOMLARI
[APB], P noktasının A ile B arasında olduğunu göstermek
üzere:
[1] [APB] ise A, P, B noktaları farklı olup doğrudaştır
ve [BPA] dır.
[2] Farklı ve doğrudaş olan üç noktadan ancak birisi
öteki ikisi arasındadır.
[3] A ve B bir l doğrusu üzerinde farklı iki nokta ise,
l üzerinde [ABP] olacak biçimde en az bir P noktası
vardır.
[4] (PASCH aksiyomu) A, B, C doğrudaş olmayan üç nokta
ise ve ABC düzleminin, A, B, C nin hiçbirinden geçmeyen
bir l doğrusu (BC), (CA), (AB) açık doğru parçalarından
birini keserse, öteki ikisinden bir tekini de keser.
III - EŞLİK (Congruence) AKSİYOMLARI
[1] [AB] bir doğru parçası, ve [A´P herhangi bir ışın
ise, bir ucu A´ de, öteki ucu ışın üzerinde olan ve [AB]
ye eş bulunan bir tek [A´B´] doğru parçası vardır.
[2] Doğru parçaları için eşlik bağıntısı geçişkendir,
yani
.
[3] [APB] ve [A´P´B´] için
.
[pq], p ve q ışınlarının oluşturduğu açıyı;
[prq], [pq] açısının bir iç noktası R iken r = [OR
ışınının p ile q nun arasında kaldığını;
[lP, düzlemde l doğrusu ile birlikte, l nin dışındaki P
noktasını üzerinde bulunduran yarı düzlemi (düzlem-ışın)
göstermek üzere:
[4] [hk] bir açı, ve [lP hrhangi bir kenarı l üzerinde,
öteki kenarı düzlem-ışın üzerinde olan ve [hk] ye eş
bulunan bir tek [h´k´] açısı vardır.
[5] Açılar için eşlik bağıntısı geçişkendir, yani
.
[6] [hrk], [h´r´k´] için
.
Üçgenlerde eşliğin KAK tanımı: Aralarında gibi bir
eşleme kurulmuş olan iki üçgende karşılıklı ikişer kenar
birbirine eş ise ve ayrıca bu kenarlar arasındaki açılar
da eş ise bu iki üçgene eş üçgenler denir.
[7] Birbirine eş olan iki üçgende karşılıklı taban
açıları eştir.
IV - ÖKLİD PARALELLİK (Parallel) AKSİYOMU
Başka iki doğruyu kesen bir doğru, bu iki doğru ile aynı
tarafta, toplamları den küçük açılar oluşturursa, iki
doğru bu açıların bulunduğu tarafta kesişirler.
V - SÜREKLİLİK (Continuity) AKSİYOMLARI
[1] (ARCHIMEDES veya CANTOR aksiyomu) bir l doğrusu
üzerinde içiçe doğru parçaları ise, l üzerinde,
kendisine göre, bütün ler aynı tarafta ve bütün ler ters
tarafta olacak biçimde bir P noktası vardır.
[2] (Tamlık Aksiyomu) Nokta, doğru (ve düzlemlerin)
oluşturduğu sisteme, bu beş grup aksiyomun hepsine uyan
yeni bir geometri oluşturacak şekilde başka elemanlar
eklemek mümkün değildir. Başka bir deyimle, geometrinin
elemanları, beş aksiyom grubu sağlandığı sürece, şüphe
kabul etmeyen bir sistem oluşturur.
KAYNAKLAR
1- David Hilbert, Foundations of Geometry, Open Court
Pub. C., 1950.
2- Hüseyin Demir, Öklid Geometrisi, ODTÜ, 1987.
EK-3: ÖKLİDYEN DÜZLEM GEOMETERİ AKSİYOMLARI
(METRİK YAKLAŞIM)
"Öklidyen düzlem geometri";
- P; noktalar kümesi,
- L; P nin alt kümelerinin bir ailesi olan doğrular,
- m; açı ölçme fonksiyonu,
- ; uzaklık fonksiyonu,
olmak üzere aşağıda verilen onüç aksiyomu sağlayan [P,L,
,m] matematiksel sistem olarak düşünülebilir. ( Bu onüç
aksiyom antik çağda Öklid tarafından bulunan modern bir
aksiyomlar kümesinin, bugün indirgenmiş son şeklidir).
İlk iki aksiyom üzerinde olma aksiyomları olarak
bilinir.
[1] Verilen iki noktayı içeren bir tek doğru vardır.
[2] Her doğru en az iki nokta içerir. P kümesi doğrusal
olmayan en az üç nokta içerir.
Bunları izleyen dört aksiyom uzaklık fonksiyonunun
pozitif tanımlı, simetrik ve üçgen
eşitsizliğini sağladığını gösterir. Ayrıca cetvel
aksiyomu denilen aksiyom sağlanır.
Detaylı olarak, için bu dört aksiyom aşağıdaki gibidir.
[3] Her sıralı (A,B) nokta çifti için (A,B) sayısını
belirtir. Ayrıca (A,B)=0 olması için gerek ve yeter
koşul A=B olmasıdır.
[4] (A,B)= (B,A) dir.
[5] (A,B)+ (B,C)> (A,C) dir.
[6] Verilen bir L doğrusu fL:L!R bire-bir ve örten
fonksiyonu vardır öyleki L üzerindeki tüm A, B noktaları
için;
|fL(A) - fL(B)|= (A,B)
olur.
Şimdiki aksiyom düzlem ayırma aksiyomudur.
[7] Verilen bir L doğrusu için P nin H1 veH2 gibi yarı
düzlem olarak adlandırılan iki alt kümesi vardır öyleki,
(i) H1 veH2 konvekstir;
(ii) H1 [H2 = P - L (P den L nin atılmışı demektir);
(iii) A2H1 ve B2H2 ise \L ¹ Æ.
olur.
Şimdi vereceğimiz dört açı-ölçme aksiyomu bir bütün
oluşturur.
[8] m, her bir açı için 0 ile 180 arasında değişen bir
reel sayı değeri ile belirtir.
[9] H yarı düzleminin kenarı üzerinde bir ışını ve 0 ile
180 arasında herhangi bir r reel sayısı verilsin. Bu
durumda P2H olmak üzere mÐPAB = r olacak şekilde bir tek
ışını vardır.
[10] Eğer D noktası ÐABC nin iç bölgesinde ise
mÐABD + mÐDBC = mÐABC
dir.
[11] Eğer B noktası, A ile C arasında ve DÏ ise,
mÐABD+mÐDBC = 180
dir.
Sıradaki aksiyom [P,L, ,m] sisteminin kenar - açı -
kenar aksiyomudur.
[12] İki üçgenin köşe noktaları arasında bire-bir bir
eşleme verilsin. Eğer birinci üçgenin iki kenarı ve
aralarındaki açı, ikinci üçgenin karşılık gelen
kenarlarına ve açıya eş ise bu eşleme bir eşlik
(çakışma) dir.
www.matematikgeometri.com
GEOMETRİ HAKKINDA(
Ünv. veya daha üst seviye)
Geometri
eski adı Hendese, Alm. Geometrie (f), Fr.
Geometrie (f), İng. Geometry.
Uzayı
ve uzayda tasarlanabilen şekilleri ve cisimleri inceleyen
matematik dalı.
Yunanca
bir kelime olan geometri, kelime anlamı olarak yerin
ölçülmesi demektir. Geometri çok eski çağlardan beri vardı.
Ancak geometri ismi, bu ilmin ilk sistematik hale gelmeye
başladığı
eski Yunanlılarda
verilmiş olup, aksiyomatik bir ilim haline gelmesine rağmen,
halen kullanılmaktadır.
Geometriyle sırasıyla,
Thales,
Pisagor,
Eflatun
ilgilenmiştir. M.Ö. 3. yüzyılda
Euclides’in
yazdığı Elemanlar adlı kitap, geometrinin sistemli bir ilim
haline gelmesine öncülük etmiştir. M.Ö. 330 yıllarında
kurulan İskenderiye, Akdeniz bölgesinin en etkili kültür
merkezi olma özelliğini uzun yıllar muhâfaza etmiş ve burada
geometri çok gelişmiştir.
Adları zamanımıza kadar uzanan matematikçilerin,
fizikçilerin ve astronomicilerin bu kültür merkeziyle sıkı
ilgileri olmuştur. İskenderiye ocağı sönünce, matematik ve
geometri Akdeniz bölgesinde geriledi ve hatta zamanla izleri
silindi. Buna karşılık İslam aleminde birçok matematikçiler
yetişti. Müslümanlar, geometri üzerine mevcut olan
çalışmalarına devâm etmişlerdir. Bu arada
Abbasiler
zamanında klasik Yunan kaynaklarıyla temasa gelmişlerdir. Bu
kaynaklarda yazılanlarla kendi bilgilerini
karşılaştırmışlar, Yunan eserlerindeki yanlışlıkları
düzeltmişler ve bu sahada yeni eserler vermişlerdir. İlk
eserlerden birisi Benî Mûsâ’nın Kitâbu Marifeti Mesâhat-il-Eşkâl
(Şekillerin Alan Bilgisi) adlı kitabıdır. Daha sonra bu
kitaba Nâsıreddîn Tûsî açıklama yazmıştır. Bu ise daha
sonraları Lâtinceye tercüme edilmiştir. Benî Mûsâ’nın
konikler üzerine yazdığı kitap da meşhurdur. Sâbit ibni
Kurre Parabolün Kuadraturu adlı eserinde parabol
parçalarının alanlarını hesaplamıştır. Diğer bir geometrici
Ebü’l-Vefâ el- Buzcânî’dir ki Fîmâ Yahtâcu İleyhi es-Sânî
min A’mâl-il-Hendese (Sanatkârın İhtiyâcı Olan Geometrik
İşlemler) eseridir. İbni el-Heysem’in ise izoperimetri
problemleri üzerindeki çalışmaları kayda değerdir.
Biruni
ile mektuplaşan
Ebü'l-Cud,
çemberi dokuz eşit parçaya ayıran bir metod geliştirmiştir.
Ömer Hayyaö
ve Tûsî’nin
Euclid’in
paralel doğru teorisi ile ilgili beşinci postulatın
incelenmesi yeni bir devrin başladığına işâret eder. Ömer
Hayyân’ın Fî Şerhi mâ Eşkale min Müsaderat Kitabı Euclid (Euclid
Elemanlarının Zorluğu Üzerine) adlı eseri bir anlamda Euclid
dışı geometrilere açılan ilk kapıdır. Bu Müslüman geometri
alimleri ve kitapları,
Rönesanstan
sonra Avrupa’da yetişenlere rehberlik ettiler.
Batıda geometrinin gelişmesi ve doğu ile aralarındaki bağın
yeniden kurulması, ancak Rönesansla mümkün oldu. Euclid’in
paraleller postulatının ilk tenkidcileri, bu postulatın
doğruluğundan değil, açık bir noktanın olmayışından
şüphelendiler. Bu sebeple postulatı bir tarafa bırakarak,
açıklığı olan başka bir postulat koymaya çalıştılar. Aynı
problem 13. asırda İranlı Matematikçi
Nasireddin Tusi
tarafından yeniden ele alındı.
On sekizinci asırda paraleller postulatı üstüne
Avrupa’da
Papaz Sacheri, Legender, Lambert gibi matematikçiler ve 19.
asırda Alman Matematikçi
Gauss
tarafından çeşitli çalışmalar yapıldı. Bu araştırmalardaki
başarısızlık, bu postulatın “kabul edilebilir” özellikteki
açık önermelerden faydalanarak ispat edilemeyeceği
düşüncesini ortaya koydu. Hakikaten çok geçmeden bu düşünce
Bolyai (1832)de, Lobachevsky (1855)de “paraleller postulatı”
yerine “Lobacevski postulatı”nı (Bir doğruya bir doğru
dışındaki her noktadan iki paralel çizilebileceğini kabul
eden postulat) koyarak, yeni bir geometri kurulabileceğinin
farkına vardılar. Böyece “Hiperbolik Geometri” denilen yeni
bir geometrinin temelleri atılmış oldu. Daha sonra Riemann
paralelliğini kabul etmeyen “Eliptik Geometri”nin
temellerini attı.
Geometride ele alınan bütün konular
nokta,
çizgi,
yüzey ve hacimlerle ifade edilir. Şekilleri bu yönlerden ele
alıp, özelliklerini inceler. Geometrideki bu temel
ifâdelerden nokta en ilginç olanıdır. Noktanın eni, boyu,
yüksekliği, alanı ve hacmi mevcut değildir. Bu sebepten de
noktanın müstakil bir tarifi mevcut değildir. Ancak iki
doğrunun kesişim kümesi olarak tarif edilebilir. Buna
mukabil geometrinin diğer ifâde araçlarından çizgi, yüzey ve
hacim en az bir boyuta sâhib olan ifâdelerdir. Çizgi, sadece
uzunluğu olan (bir boyutlu); yüzey, uzunluğu ve genişliği
olan (iki boyutlu); hacim ise uzunluğu, genişliği ve
yüksekliği olan (üç boyutlu) ifadelerdir.
Her ilim dalında olduğu gibi geometrinin de üzerine kurulu
bulunduğu bir temeli mevcuttur. Bu temel üzerinde kendi
ifâde birimleri ile, meseleleri (problemleri) açıklığa
kavuşturmaya çalışır. Bu temeller aksiyom, postülat, tanım
(târif), teorem ve geometrik yer isimlerini alır. Bunlardan
aksiyom, ispata ihtiyaç duyulmadan, kabul edilen
önermelerdir.
(Bkz.
Aksiyom)
Aksiyomlardan
(doğru veya yanlış) büyük ölçüde faydalanılır. Doğru
aksiyomlar doğru, yanlış olanları ise yanlış neticeler
meydana gelmesine sebebiyet verirler. Geometrik aksiyomlar
ortaklık, sıra, denklik, paralellik ve süreklilik
aksiyomları olmak üzere beş gruba ayrılır.
Postülatlar, mantıkî olarak doğruluğu kabul edilmesine
rağmen, doğru veya yanlış olduğu ispat edilmeyen
önermelerdir. Geometride postülatların kullanılması bâzı
problemlerin çözümünde önem arz etmektedir.
Tanım (tarif), bir kavramı, bir varlığı, özel ve temelli
niteliklerini belirterek tanıtmak olup, bir geometri
problemi üzerinde yürütülen fikirlerin doğruluğu, tanımların
doğruluğu ile doğru orantılıdır. Mesela karşılıklı kenarları
paralel olan dörtgenlere paralelkenar denir. Dikdörtgen ise
karşılıklı kenarları paralel ve bir açısı dik olan
dörtgenlerdir. Bu tariflerde karşılıklı kenarların ve
açıların eşit olması ile, açıların hepsinin dik olması, ayrı
özelliklerdir. Geometri, problemleri ve bu problemler
üzerindeki çalışmalarda bu târifler son derece ehemmiyet
kazanır.
İspatlanabilen önermeler olan teoremler, iki kısımdan
meydana gelir:
Hipotezler,
verilen bilgiler ve bu bilgilerden çıkarılan varsayımlardır.
Hüküm ise teoremin ispat edilmesi istenen bölümüdür.
Geometri problemlerinde, problemin ifâdesinden hipotez ve
hüküm kısmını ayırd etmek çok önemlidir. “Bir üçgende bir
dış açı kendisine komşu olmayan iki iç açının toplamına
eşittir.” ifadesi bir teoremdir. Bir ispatta, aksiyomlardan,
postulatlardan, târiflerden ve istenen ispatı yapabilmek
için daha önce ispatlanmış olan teoremler ile bâzı teoremler
için ispatı yapmaya faydalı olacak “yardımcı teorem” adı
verilen teoremlerden istifâde edilir. Bu kaynaklardan
faydalanılmadan, geometri
teoremlerinin
ispatı yapılamaz, yapılsa da tutarlı ve geçerli yönü olmaz.
Bir teoremin hükmü başa alınır, hipotez yapılır; hipotezi de
hüküm yapılırsa, elde edilen yeni teoreme, evvelkinin
“karşıt teoremi” adı verilir.
Geometride bütün problemlerin çözümüne uygulanacak bir tek
metod göstermek imkânsızdır. Çünkü her problem, kendi
niteliğine uygun bir yol ile çözülebilir. Bununla berâber,
çözüm için yapılacak araştırma ve muhâkemeye bir yön vermek
mümkündür. Kullanılan metodları, özel ve genel diye
sınıflandırabiliriz. Özel metodlar, çözücünün bu husustaki
görme ve sezme yeteneğine bağlıdır. Bir problemi çözerken
görülen özel yol diğer birine uygulanmaz.
Geometrik görüş ve seziş melekelerinin geliştirilmesi için
çözücüye bol sayıda “çözülmüş problem” incelenmesi tavsiye
edilir. Genel metodlar, analiz ve sentez olmak üzere ikidir.
Analiz: Bu metodla ispat yaparken, ispatı istenen
hükmü hareket noktası alıp, geriye doğru zincirleme bir
muhâkeme yapılır. Mesela (D) önermesinin doğruluğunu
göstermek için, buna göre daha basit olan (C)nin,
doğruluğunu göstermeye bunun için de daha basit olan bir (B)
önermesinin doğruluğunu göstermeye gayret edilir. Böylece,
daha önceden bilinen bir önermeye varıncaya kadar devam
edilir.
Bu metodla problem çözülürken, problem çözülmüş olarak kabul
edilip, şekil çizilir ve yukarıda anlattığımız seri muhâkeme
yapılarak, sorulan problem, çözümü belli bir problem veya
teoreme götürülmeye çalışılır. Çoğu zaman çizim
problemlerinde izlenen yol budur.
Sentez: Analizin tersi olan bir metoddur. Bu metodla
bir hükmü ispat etmek için, daha önceden bilinen bir
önermeden hareket edilerek zincirleme bir muhakeme ile yeni
bir önermeye geçilir. Bunun doğruluğu gösterildikten sonra,
adım adım sorulan hükme doğru yaklaşılır. En sonunda sorulan
hükmün de doğru olacağı sonucuna varılır.Meselâ, bir (D)
önermesinin doğruluğunu göstermek için önceden bilinen (A)
önermesinden hareket edilerek, “(A) doğru olduğundan (B) de
doğrudur. (B) doğru olunca (C) de doğru olur. Nihâyet (C)
doğru olduğu için, (D)nin de doğru olması gerekir” diye
sıralı bir muhakeme yapılır.
Bu metodu, problem çözmeye uygulamak güçtür. Çünkü bir
problemi çözmek için, önceden belli olan hangi problem veya
teoremden hareket edileceği bilinmez. Onun için bir
problemin çözümünü ararken izlenen metod analizdir. Sentez
ise, daha çok bir teoremden yeni bir teorem bulmakta veya
belli çözümü anlatmakta kullanılır. Bilinen bir çözümü bu
metodla anlatmak kısa olduğu için öğretimde tercih edilir.
Bir ispatın tam olabilmesi için, çabuk yapılan bir analizden
sonra sağlam bir sentezi ihtivâ etmelidir.
Bir düzlem içerisinde ortak özelliğe sâhib olan noktaların
meydana getirdiği geometrik şekle “geometrik yer” adı
verilir. Meselâ, verilen bir noktaya, belirli bir
uzaklıktaki noktaların geometrik yeri bir çemberdir.
Geometrik yer problemleri: Geometrik yer problemlerinin
çözümünde, önce geometrik yerin cinsini anlamak için,
geometrik yere ait olması gereken birkaç özel nokta gözönüne
alınır ve bu noktalardan geçecek çizginin ne olabileceği
aranır. (Şimdilik bu çizgi;
doğru,
çember,
elips,
hiperbol,
parabol...
olur.) Böylece geometrik yerin cinsi kestirildikten sonra
düşünceler o yönde toplanır. Çözüme başlanırken:
1. Geometrik yere âit (yâni verilen şarta uyan) bir nokta M
olsun denir. Sonra bu noktanın şekille ilgili hangi sâbit
çizgi üzerinde bulunacağı aranır.
2. Karşıt olarak, bu çizgi üzerinde alınan herhangi bir M
noktasının verilen şartı gerçekleyip, gerçeklemediği
gösterilir. Eğer çizginin bir kısmındaki noktalar verilen
şartı gerçeklemiyorsa, çizginin bu kısmı geometrik yere âit
değildir, denir.
Geometrinin
Bölümleri
1.
Analitik geometri:
Tasvirleri ve geometri uzayındaki çalışmaları rakam ve cebir
denklemleri kullanarak ifâde eden matematik dalı. Analitik
geometride noktalar, sıralanmış sayı kümelerinden meydana
gelen koordinatlarla ifâde edilir. Analitik geometrideki
çalışmalarda problemin husûsiyetine göre kartezyen koordinat
sistemi (dik veya eğik) veya polar koordinat sistemleri
kullanılır. (Bkz. Analitik Geometri)
2.
Diferansiyel geometri:
Hesaplamanın ve özellikle diferansiyel hesâbın geometriye
tatbik edildiği dal. On dokuzuncu yüzyıldaki en değerli
matematik kitaplarında diferansiyel geometrinin temeli,
düzlem ve uzaydaki eğrilerle uzaydaki yüzeyler olmuştur.
Diferansiyel geometrinin temel kavramları eğrilerin
teğetleri, teğetlerin değişmeleri ve eğrilikleridir.
Kartografyadaki bir yüzeyin bir başka yüzey üzerine
haritasının çıkarılması diferansiyel geometri kavramlarına
dayanan bir çalışmadır. Bu sahada vektör ve tansör hesap,
düzenli bir şekilde kullanılır. Geometrinin bu bahsinin
anlaşılmasında, diferansiyel hesap esaslarının iyi bilinmesi
gerekmektedir.
Bir yüzey uzaydaki dik kartezyen koordinatlarda f(x,y,z)=O
fonksiyonu ile, uzay eğrisi ise iki yüzeyin arakesitiyle
gösterilir. Bir uzay eğrisinin bir diğer ifâdesi ise
parametrik gösterilimle olur. x=f(t) y=g(t), z=h(t) ifâdesi
gibi, indisli olarak xi=fi(t) (i=1,2,3) şeklinde de
olabilir. Burada t parametredir. Yay uzunluğu olan s, eğri
üzerinde sabit bir noktadan ölçülür.
Eğrinin P(xi) noktasının bulunduğu küçük parçasında dxi/dt
teğet vektörünün, ti=dxi/ds ise, birim teğet vektörünü
gösterir. p noktasında ti’ye dik olan düzleme “normal
düzlem” denir. ti’nin değişim oranına (diferansiyeline)
eğrilik vektörü denir. Ve bu ti’ye diktir. ti (teğet) ni
(normal) birim vektörlerinin arasında kalan düzleme
öskülatör düzlem denir. Bu düzleme (P) noktasında dik olan
vektöre binormal vektör denir. bi ile gösterilir. Üç
vektörün meydana getirdiği ti, ni, ve bii formuna üçparmak
kuralı denir. Çünkü eğri P noktası etrâfında hareket eder.
Bu hareket Frenet formülleri ile ifâde edilir.
Yüzeyler f(x,y,z)=0 veya xi=xi (u,v) parametrik gösterilim
ile ifâde edilir u ve v parametreleri yüzeyin eğrileri veya
gauss koordinatları olarak isimlendirilir. Bir S yüzeyinin
eğrileri u ve v arasındaki ilişki ile verilmektedir.
3.
Euclide geometrisi:
Euclide geometrisi, ismini M.Ö. 300 yıllarında bu branşı
kurarak uzay geometrisini yeniden düzenleyen geometrici
Euclide’den alır. Euclide geometrisi Non-Euclide geometriden
Euclide’in meşhur beş postülatı ile ayrılır. Bunlar
paralellik postülatlarıdır. Non-Euclid geometrinin 19.
yüzyılda ortaya çıkmasından önce, Euclide geometri
çözülemeyen mantıkî tümdengelim sistemlerini ve uzay
ifadelerini sadece matematik ifadeler kullanarak çözmeye
çalışırdı.
Euclid, teorilerini aksiyomlar ve postülatlar olmak üzere
ikiye ayırmıştır.
Euclide’in postülatları şunlardır:
a) İki nokta bir doğru ifâde eder. b) Bir doğrudan bir doğru
parçası elde edilebilir. c) Bir dâire bir merkez ve yarıçapı
ile ifâde edilebilir. d) Bir dik açı bütünleyenine eşittir.
e) Bir doğru iki aykırı doğru tarafından kesildiğinde,
meydana gelen iki iç açının toplamı 180°den küçüktür.
Düzlem geometride, geometri uzayı iki boyutlu düzlemdir.
Euclid düzlem geometrisinde temel elemanlar noktalar ve
doğrulardır. Teoremler, matematik aksiyomlardan yapılan
çizimlerden sonuç elde edilmesi şeklindedir. Euclide
geometrinin en iyi bilinen teoremi Pisagor teoremidir.
4. Projektif geometri: On beş ve on altıncı yüzyıldaki
ressamların, üç boyutlu cisimleri iki boyutta temsil etme
isteğinden doğmuştur. O zaman en iyi bir resmin, cisimle göz
arasına konulacak bir camda ortaya çıkarılabileceğine
gelinmişti. Projektif geometri, matematik bir disiplin
olarak ancak 19. yüzyıldan sonra ortaya çıktı.
Temel tarifler: Bir F şeklini P noktasına birleştiren
doğrular, şeklin projeksiyonunu teşkil ederler. Eğer bu
doğrular bir F’ düzlemiyle kesilirse, yeni bir şekil elde
edilir. F düzlemindeki şekille F’ düzlemindeki şekil
arasındaki ilişkiye perspektif dönüşüm denir. F’ yeni
şeklinin bir P’ noktasına göre projeksiyonunu üçüncü bir
düzlemle F şeklini versin. F’’ iki perspektif dönüşümün
sonucudur. Böyle devâm ederek bir seri perspektif dönüşümler
bulabilir. Projektif geometri, projektif dönüşümler altında
değişmeyen özellikleri inceleyen bilim koludur.
Projektif değişim: Projektif geometride noktalar
noktalara, doğrular doğrulara dönüşür. İki doğrunun kesim
noktası dönüşmüş doğruların kesim noktası olarak ortaya
çıkar. Ancak pekçok şey de değişir. Mesela; mesafeler ve
açılar değişir. Üçgen projektif bir şekil olduğu hâlde, yani
projektif dönüşümü de üçgen olduğu hâlde, eşkenar üçgen ve
dik üçgen projektif bir şekil değildir. Dörtgen projektif
olduğu hâlde, dikdörtgen veya paralel kenar değildir.
Konikler projektif olduğu hâlde, elips, parabol ve hiperbol
kendi içlerinde projektif şekiller değildir.
Aksiyom sistemleri: Projektif geometri ortaya
çıkarmak için gerekli aksiyomlar pekçok şekilde ifâde
edilebilir. Bunlardan bir takımı aşağıdaki gibi
sıralanabilir:
Aksiyom 1: Birbirinden farlı iki nokta tek bir doğru
üzerinde bulunur. Aksiyom 2: Her doğrunun üzerinde en az üç
ayrık noktası vardır. Aksiyom 3: Bir doğru ile üzerinde
olmayan bir nokta mevcuttur. Aksiyom 4: İki farlı doğrunun
en az bir ortak noktası mevcuttur.
Dualite (ikilik) prensibi: Dikkat edilirse doğru ile nokta
aksiyomlarda ve bundan çıkarılacak teoremlerde benzer
durumlardadır.Meselâ aksiyom 3’te “doğru” ile “nokta”
yerleri değiştirilirse, bir değişiklik olmaz. Diğer
aksiyomlarda da yapılacak bir değişiklik daha sonra elde
edilecek teoremleri verir. Bu tür bir özellik, geometrinin
daha kullanışlı olmasını sağlar. Meselâ, doğru ve nokta için
ispat edilecek bir teoremin hemen nokta ve doğru için de
geçerli olduğu söylenebilir.
Temel teorem: Projektif geometride, bir doğru
üzerindeki üç noktanın dönüşümlerinin de bir doğru üzerinde
olduğu ispatlanabilir. Bu sonuç, projektif geometrinin temel
teoremi ile alâkalıdır. Temel teorem; “Bir projeksiyon, bir
doğru üzerinde üç nokta ve onların dönüşümleri verildiğinde,
tamâmen belirlidir.” şeklindedir.
Projeksiyon çeşitleri: Projektif geometride bâzı
noktalar projeksiyon sırasında değişmezler, bunlara
projeksiyonun değişmez noktaları denir. Projeksiyon böyle
noktaların hiç, bir tâne veya iki tâne olmasına göre sıra
ile eliptik, parabolik veya hiperbolik olarak
isimlendirilir.
Tasarı geometri: Uzay veya düzlemdeki bir şekli
izdüşüm vâsıtalarıyla gösterilme metodlarını verir. Pekçok
mümkün metoddan, 1) Merkezî izdüşüm, 2) Aksonometri ve
paralel izdüşüm, 3) Ortografik izdüşüm başlıcalarıdır.
Fotogrametri de alâkalı bir konudur.
Merkezi izdüşüm: Uzaydaki bir şekil, sâbit C noktasından bir
düzlem üzerine izdüşürülür. İlk diyagramda, izdüşüm düzlemi
adı verilen P düzlemi, izdüşüm merkezi olarak adlandırılan
sâbit bir nokta vardır. A noktasını izdüşümü alınacak
uzaydaki bir görüntü noktası olarak kabul edersek bu nokta
sâbit C noktasına bir doğru çizgi ile birleşir. Doğrunun
izdüşüm düzlemini kestiği noktaya veya A1’e A noktasının
izdüşümü adı verilir.
Perspektif: Perspektifte P düzlemi dik olarak düşünülmüş ve
resim (görüntü) düzlemi olarak adlandırılmıştır. Buna dik
olan G yer düzlemidir ve yatay olarak düşünülür. Yer düzlemi
resim düzlemini yer hattında keser. G üzerindeki ve P
arkasındaki cisimlerin P üzerine izdüşümleri alınmış ve
izdüşüm merkezi C (şimdi bir göz olarak kabul edilen) P’den
biraz önde ve G’nin üstüne yerleştirilmiştir. G’ye paralel
olan C’den geçen düzlem P’yi ufukta keser. Ufuk, G’ye
paralel bütün doğruların kaybolan uçlarının birleştiği bir
hattır. G düzlemi üzerindeki bir maddeyi gözle irtibatlayan
ışınlar veya doğrular, resim düzlemini perspektif olarak
keser. Böyle elde edilen şekiller, tabiatta belli bir
mesâfeden görüldüklerine aynen benzetilebilir.
Aksonometri: “Axonometry” terimi kartezyen koordinat
eksenleri olan OX, OY ve OZ vâsıtasıyla olan bir izdüşüm
sistemine isnat eder. O, eksenlerin kesiştiği başlangıç
(orijin) noktasıdır. İzdüşüm, resim çizilen yüzeye diktir.
Koordinat sistemi pozitif bölgede, içinde temel X1, Y1, Z1
üçgeninin kesilerek şekillendiği bir düzlemle kesilir. Bu
düzlem, uzay noktalarının izdüşümlerinin eğik olarak
alındığı izdüşüm düzlemidir. Bu paralel belli bir
istikâmettedir. O başlangıç noktasının, X1, Y1, Z1 içinde O1
de izdüşümü alınmış olup, O1 X1 O1 Y1 ve O1Z1 koordinat
eksenlerinin aksonometrik izdüşümleridir. Bu izdüşümde
paralel eksenler paralel kalır.
Non-Euclide geometri: Bu tâbir bâzan Öklid’in kânunlarına
ters düşen geometrik teoriler için kullanılır.
Daha teknik olarak paralel aksiyomlar ve onun neticeleri ile
uyumluluğu korumak için gerekli olan diğer küçük
değişiklikler hâriç tamâmiyle Euclid’e uyan bir geometri
dizayn eder.
www.matematikgeometri.com
|